Skip to content
Opens in a new window
Listen to this chapter • 4:17

[1] Bir gün Petrus’la Yuhanna dua vaktinde mabede gidiyorlardı. Saat öğleden sonra üçtü.

[2] O sırada bazıları doğuştan sakat olan bir adamı oraya taşıyorlardı. Onu her gün mabet alanına girenlerden para dilenmesi için ‘Güzel Kapı’ denilen avlu kapısına bırakırlardı.

[3] Petrus’la Yuhanna mabet alanına girmek üzereyken adam onları gördü ve sadaka istedi.

[4] Petrus’la Yuhanna sakat adamı dikkatle süzdüler ve “Bize bak!” dediler.

[5] O da onlardan bir şey alacağını umarak pürdikkat baktı.

[6] Petrus, “Gümüşüm ve altınım yok, fakat bende olanı sana veriyorum. Nasıralı İsa Mesih’in adıyla sana diyorum ki, kalk ve yürü!” dedi.

[7] Sonra adamın sağ elinden tutarak onu kaldırdı. Adamın ayakları ve bilekleri birdenbire kuvvet buldu.

[8] Sıçrayıp ayağa kalktı, yürümeye başladı. Onlarla beraber mabet alanına girerken yürüyüp sıçrıyor, Allah’a hamdediyordu.

[9] Orada bulunan herkes onun yürüyüp Allah’a hamdettiğini gördü.

[10] Onun, mabedin Güzel Kapısı’nda oturup dilenen kişi olduğunu fark ettiler. Adamdaki değişiklik karşısında hayret ve şaşkınlıkla doldular.

[11] Adam, minnetle Petrus’la Yuhanna’ya tutunmaya devam etti. Üçü de Süleyman’ın Eyvanı denen yere kadar geldiler. Bütün cemaat şaşkınlık içinde oraya koşuştu.

[12] Bunu gören Petrus halka şöyle seslendi: “Ey İsrailoğulları, buna neden şaştınız? Gözünüzü dikip öyle bakmayın. Sanmayın ki bu adamı kendi gücümüz ya da takvamızla yürüttük.

[13] Atalarımız İbrahim’in, İshak’ın ve Yakub’un Allahı, kulu İsa’yı yüceltti. O’nu siz ele verdiniz. Pilatus O’nu serbest bırakmaya karar verdi, fakat siz O’nu Pilatus’un önünde reddettiniz.

[14] Mukaddes ve Sâlih Olan’ı reddettiniz. O’nun yerine Pilatus’tan bir katilin serbest bırakılmasını istediniz.

[15] Siz Hayat Veren’i öldürdünüz, fakat Allah O’nu ölümden diriltti. Biz bunun şahitleriyiz.

[16] “Gördüğünüz ve tanıdığınız bu adam İsa’ya iman ettiği için sapasağlam oldu. Bu adama hepinizin gözü önünde şifa veren kuvvet, İsa vasıtasıyla etkin olan imandır.

[17] “Soydaşlarım, yöneticileriniz gibi sizin de bilgisizlikten dolayı böyle davrandığınızı biliyorum.

[18] Fakat Allah gönderdiği Mesih’in acı çekeceğini bütün peygamberlerin ağzından önceden haber verdi; bu yaptıklarıyla vaadini yerine getirdi.

[19] Öyleyse tövbe edin. Allah’a dönün ki, günahlarınız bağışlansın.

[20] O zaman Rab’bin huzurunda devamlı yenilenme fırsatına kavuşacaksınız. O size önceden seçtiği Mesih’i, yani İsa’yı gönderecektir.

[21] Fakat her şeyin yeniden düzenleneceği zamana kadar İsa’nın semada kalması gerekiyor. Allah bunu uzun zaman önce mukaddes peygamberlerinin ağzından bildirdi.

[22] Musa şöyle emretti: ‘Rab Allahınız size benim gibi bir peygamber gönderecek. O sizin aranızdan çıkacak. O’nu dinlemelisiniz, dediği her şeyi yapmalısınız.

[23] Her kim o peygambere itaat etmezse Allah’ın halkından koparılıp helâk edilecektir.’

[24] “Samuel’den bu yana Allah’ın kelâmını nakleden bütün peygamberler bugünlerde olanları önceden haber verdi.

[25] Sizler peygamberlerin mirasçılarısınız; Allah’ın atalarınızla yaptığı ahde sizler de dâhilsiniz. Nitekim Allah İbrahim Peygamber’e şöyle dedi: ‘Senin soyunun vasıtasıyla yeryüzündeki bütün halkları takdis edeceğim.’

[26] Allah Kulu’nu ortaya çıkarınca O’nu önce size gönderdi. Bunu sizi kötülüklerinizden döndürmek ve takdis etmek için yaptı.”

Elçi̇leri̇n İşleri̇ — Chapters