Skip to content
Opens in a new window
Listen to this chapter • 4:00

[1] Beş gün sonra başrahip Hananya, bazı ileri gelenler ve Tertullus adlı bir hatip Sezariye şehrine geldiler. Valinin huzuruna çıkıp Pavlus’u neyle suçladıklarını açıkladılar.

[2] Sonra Pavlus çağrıldı. Tertullus, Pavlus’u suçlamaya başladı. Şöyle dedi:

[3] “Ey faziletli Feliks! Sayende uzun süreli asayişe kavuşmuş bulunuyoruz. Aldığın tedbirlerle bu halkta olumlu gelişmeler olmuştur. Her zaman ve her yerde başardıkların için sana müteşekkiriz.

[4] Fazla vaktini almak istemiyorum. Bu sebeple hoşgörüne sığınarak birkaç dakika bizi dinlemeni rica ediyorum.

[5] “Biz bu adamın fesatçı olduğunu ortaya çıkardık. Dünyanın her yanında Yahudiler arasında kargaşalık çıkarmaktadır, Nasrani tarikatının elebaşıdır.

[6] -

[8] Mabedi de kirletmeye kalkıştı. Fakat biz onu yakaladık. İfadesini alırsan onunla ilgili bütün suçlamalarımızın doğru olduğunu göreceksin.”

[9] Oradaki Yahudiler de Tertullus’un dediklerine katıldılar ve söylenenleri doğruladılar.

[10] Vali, Pavlus’a konuşması için işaret etti. Pavlus şöyle dedi: “Yıllardan beri bu halka yargıçlık ettiğini biliyorum. O yüzden huzurunda müdafaamı seve seve yapıyorum.

[11] Kudüs’e ibadet etmeye sadece on iki gün önce gittim. Bunu araştırıp tespit edebilirsin.

[12] Beni mabette, havralarda ya da şehrin başka bir yerinde tartışırken ya da kargaşalık yaratırken gören olmadı.

[13] Şu anda bana yaptıkları suçlamaları da sana ispat edemezler.

[14] Sana şunu açıkça söyleyeyim ki, ‘tarikat’ dedikleri Yol’dan giderek atalarımızın ibadet ettikleri aynı Allah’a ibadet ediyorum. Tevrat’ta ve peygamberlerin kitaplarında yazılı her şeye inanıyorum.

[15] Ben aynı bu adamlar gibi Allah’a umut bağladım. Allah’ın hem sâlihleri hem de zalimleri ölümden dirilteceğini ben de kabul ediyorum.

[16] Bundan dolayı ben Allah’ın ve insanların huzurunda neyin doğru olduğuna inanıyorsam onu her zaman yapmaya çalışıyorum.

[17] “Uzun yıllardır Kudüs’te değildim. Sonra halkımın fakirlerine bağış yapmak ve kurban adamak için döndüm.

[18] Beni mabette bulduklarında kurban adıyordum. Arınma ayinini yeni bitirmiştim. Etrafımda ne bir kalabalık ne de gürültü patırtı vardı.

[19] Olay yaratan ben değil, Asya ilinden bazı Yahudilerdi. Eğer aleyhimde bir diyecekleri varsa, asıl onların senin huzuruna çıkıp beni suçlamaları gerekir.

[20] Buradakilere de sor. Yüksek Meclis’e verdiğim ifadede ne suç bulduklarını açıklasınlar.

[21] Aleyhimde söyleyebilecekleri yalnız bir şey var: Önlerine çıkıp, ‘Ölülerin dirileceğine inandığım için beni bugün muhakeme ediyorsunuz!’ diye bağırdım.”

[22] Feliks, İsa’nın yolu hakkında oldukça ayrıntılı bilgiye sahipti. Duruşmayı erteledi. “Komutan Lisias gelince davanızla ilgili kararımı veririm” dedi.

[23] Oradaki yüzbaşıya da Pavlus’u gözaltında tutmasını emretti. Fakat ona biraz serbestlik tanımasını ve ihtiyaçlarını karşılayacak arkadaşlarına da engel olmamasını söyledi.

[24] Birkaç gün sonra Feliks, Yahudi olan karısı Drusilla ile birlikte geldi. Pavlus’u çağırttı. Mesih İsa’ya iman etmekle ilgili açıklamasını dinledi.

[25] Pavlus doğru olanı yapmaktan, nefse hâkim olmaktan ve gelecek olan hesap gününden bahsetti. Feliks bunları duyunca korktu. “Şimdilik gidebilirsin. Fırsat bulursam seni yine çağırtırım” dedi.

[26] Aynı zamanda Pavlus’un serbest kalmak için kendisine rüşvet vereceğini umuyordu. Bundan dolayı onu sık sık çağırtıyor, onunla sohbet ediyordu.

[27] İki yıl dolunca Feliks makamını Porkius Festus’a devretti. Yahudilerin gönlünü kazanmak için Pavlus’u hapiste bıraktı.

Elçi̇leri̇n İşleri̇ — Chapters