Skip to content
Opens in a new window
Listen to this chapter • 5:51

[1] Kargaşa yatıştıktan sonra Pavlus şakirtleri çağırttı, onları cesaretlendirdi. Sonra onlara veda etti, Makedonya’ya gitmek üzere ayrıldı.

[2] Makedonya’da birçok yere uğradı, müminleri cesaretlendiren konuşmalar yaptı. Sonra Yunanistan’a gitti.

[3] Orada üç ay kaldı. Suriye’ye deniz yoluyla gitmek üzereydi ki, Yahudilerin kendisine karşı suikast tertip ettiğini duydu. Bu yüzden Makedonya üzerinden dönmeye karar verdi.

[4] Piros oğlu Veriyalı Sopater, Selanikli Aristarhus ile Sekundus, Derbeli Gayus, Timoteos ve Asya ilinden Tihikos ile Trofimos ona eşlik ettiler.

[5] Bunlar önden gittiler ve bizi Troas şehrinde beklediler.

[6] Biz de Mayasız Ekmek Bayramı’ndan sonra Filipi şehrinden denize açıldık. Beş gün sonra Troas’ta onlara katıldık. Orada yedi gün kaldık.

[7] Cumartesi akşamı Rab’bin Sofrası’nı kutlamak için bir araya toplandık. Pavlus müminlerle konuştu. Konuşması gece yarısına kadar devam etti, çünkü ertesi gün oradan ayrılacaktı.

[8] Üst katta toplanmıştık. Odada birçok kandil yanıyordu.

[9] Eftihos adlı bir delikanlı pencerede oturuyordu. Pavlus konuştukça Eftihos’u uyku bastı. Uykuya dalınca ikinci kattan aşağı düştü. Yerden ölüsünü kaldırdılar.

[10] Pavlus aşağıya indi. Delikanlının üzerine kapanıp onu kucakladı. “Merak etmeyin, yaşıyor!” dedi.

[11] Sonra yukarı çıktı ve ekmek bölüp yemek yedi. Gün doğuncaya kadar onlarla uzun bir süre sohbet etti. Sonra oradan ayrıldı.

[12] Bu arada müminler delikanlıyı eve götürdüler. Sağ kurtulmasından büyük cesaret aldılar.

[13] Biz önden giderek gemiye bindik, Assos şehrine açıldık. Pavlus’u oradan gemiye alacaktık. Pavlus bunu böyle ayarlamıştı. Kendisi karadan gitmek istemişti.

[14] Bizi Assos’ta karşıladı. Onu gemiye alıp Midilli adasına geçtik.

[15] Ertesi gün oradan denize açıldık, Sakız adasının karşısına geldik. Üçüncü gün Sisam adasına uğradık, bir sonraki gün Milet şehrine vardık.

[16] Pavlus Efes’e uğramamaya karar vermişti. Çünkü Asya ilinde vakit kaybetmek istemiyordu. Pentikost Günü Kudüs’te olabilmek için acele ediyordu.

[17] Pavlus, Milet’ten Efes’e haber yolladı, cemaatin önderlerini yanına çağırttı.

[18] Geldiklerinde onlara şöyle dedi: “Asya iline ayak bastığım ilk günden beri sizlerle birlikte bulunduğum sürece nasıl yaşadığımı biliyorsunuz.

[19] Yahudilerin muhalefetinden dolayı çok sıkıntı çektim. Fakat Rab’be tam bir alçakgönüllülükle, gözyaşları içinde kulluk ettim.

[20] Menfaatinize olan her şeyi yapmaya çalıştım. Sizlere umuma açık toplantılarda ve ev ev dolaşarak vaaz ettim.

[21] Tövbe edip Allah’a dönmeleri ve Efendimiz İsa’ya iman etmeleri için hem Yahudilere hem de Greklere şahitlik ettim.

[22] “Şimdi de Allah’ın Ruh’una boyun eğerek Kudüs’e gidiyorum. Orada başıma neler geleceğini bilmiyorum.

[23] Bildiğim tek şey var. Her şehirde Mukaddes Ruh beni hapis ve sıkıntıların beklediğine dair uyarıyor.

[24] Aslında hayatımı hiç önemsemiyor, ona değer vermiyorum. Yeter ki hedefime ulaşayım, Rab İsa’nın bana verdiği vazifeyi tamamlayayım. Bu vazife, Allah’ın lütfunu bildiren kurtuluş müjdesini vazetmektir.

[25] “Aranızda dolaştım. Allah’ın Hükümranlığı’nı sizlere duyurdum. Şimdi biliyorum ki, hiçbiriniz benim yüzümü bir daha görmeyecek.

[26] Bu yüzden bugün size şunu kesinlikle söyleyebilirim: Ben artık kimsenin akıbetinden sorumlu değilim.

[27] Allah’ın bilmenizi istediği her şeyi size bildirmekten çekinmedim.

[28] Kendinize göz kulak olun. Sürüsünü bekleyen çoban gibi Allah’a iman eden cemaate göz kulak olun. Mukaddes Ruh sizi o cemaatin gözetmenleri tayin etti. Allah o cemaati kendi semavî Oğlu’nun kanı pahasına vücuda getirdi.

[29] Biliyorum, ben gittikten sonra bazıları sürüyü esirgemeyen vahşi kurtlar gibi aranıza girecekler.

[30] Hatta sizin aranızdan da hakikati çarpıtan adamlar çıkacak; şakirtleri peşlerinden sürükleyecekler.

[31] Bunun için tetikte olun. Üç yıl boyunca gece gündüz gözyaşı dökerek her birinize nasıl nasihat ettiğimi hatırlayın.

[32] “Şimdi sizi Allah’a emanet ediyorum. O’nun lütfunu bildiren kelâma güvenmenizi istiyorum. Bu kelâm imanınızı kuvvetlendirecek, sizi Allah’a vakfolmuş bütün insanlar arasında ebedî mirasa kavuşturacaktır.

[33] Ben hiç kimsenin altınına, gümüşüne ya da esvabına göz dikmedim.

[34] Sizler de biliyorsunuz, kendimin ve arkadaşlarımın ihtiyaçlarını karşılamak için kendi ellerimle çalıştım.

[35] Yaptığım her şeyle, bu şekilde çalışarak yoksullara yardım etmemiz gerektiğini gösterdim. Rab İsa’nın söylediklerini unutmayın. O dedi ki, ‘Vermek, almaktan daha büyük mutluluktur.’”

[36] Pavlus bunları söyledikten sonra onlarla birlikte diz çöküp dua etti.

[37] Herkes ağlıyordu. Pavlus’un boynuna sarıldılar, onu öptüler.

[38] En çok üzüldükleri, “Yüzümü bir daha görmeyeceksiniz” demesi oldu. Sonra onu gemiye kadar geçirdiler.

Elçi̇leri̇n İşleri̇ — Chapters