Skip to content
Opens in a new window
Listen to this chapter • 3:54

[1] O sırada Kral Hirodes cemaatten bazı kişilere zulmetmeye başladı.

[2] Yuhanna’nın kardeşi Yakub’u kılıçla öldürttü.

[3] Yahudilerin bundan memnun kaldığını görünce daha da ileri gidip Petrus’u da yakalattı. Bunu Mayasız Ekmek Bayramı sırasında yaptı.

[4] Petrus’u yakalattıktan sonra hapse attırdı ve dörder kişilik dört takım askerin gözetimine verdi. Fısıh Bayramı’ndan sonra onu halkın önünde yargılamak istiyordu.

[5] Böylece Petrus hapiste tutuldu. Fakat cemaat onun için Allah’a durmadan dua ediyordu.

[6] Petrus, Hirodes’in önünde yargılanmadan önceki gece iki askerin arasında uyuyordu. Onu çift zincirle bağlamışlardı. Kapıda duran nöbetçiler de zindanın emniyetini sağlıyordu.

[7] Birdenbire Rab’bin bir meleği göründü ve hücrede bir ışık parladı. Melek Petrus’u dürtüp uyandırdı. “Çabuk kalk!” dedi. Zincirler Petrus’un bileklerinden düşüverdi.

[8] Melek ona, “Kuşağını bağla, çarıklarını giy” dedi. Petrus söyleneni yaptı. Melek, “Üstünü giy ve beni takip et” dedi.

[9] Petrus onu takip ederek dışarı çıktı. Meleğin yaptığının gerçek olduğunu anlamıyor, hayal gördüğünü sanıyordu.

[10] Birinci ve ikinci nöbetçiyi geçerek şehre açılan demir kapıya geldiler. Kapı kendiliğinden açıldı. Dışarı çıkıp bir sokak boyunca yürüdüler. Sonra melek birdenbire gözden kayboldu.

[11] O zaman Petrus kendine geldi ve şöyle dedi: “Rab’bin bana meleğini gönderdiğini şimdi gerçekten anlıyorum. Rab beni Hirodes’in elinden ve Yahudi halkının başıma geleceğini umduğu bütün belâlardan kurtardı.”

[12] Petrus olanların farkına varınca Markos diye tanınan Yuhanna’nın annesi Meryem’in evine gitti.

[13] Dış kapıyı çaldı; Roda adında hizmetçi kız kapıya çıktı.

[14] Petrus’un sesini tanıyınca heyecandan kapıyı açmadan sevinçle içeri koştu ve Petrus’un kapıda durduğunu söyledi.

[15] Ona, “Çıldırmışsın sen!” dediler. Fakat kız ısrar edince, “O zaman onu koruyan melek olmalı” dediler.

[16] Petrus kapıyı çalmaya devam etti. Kapıyı açıp onu karşılarında görünce şaşakaldılar.

[17] Petrus eliyle onlara susmalarını işaret etti. Rab’bin onu zindandan nasıl çıkardığını anlattı. “Yakub’la diğer müminlere bunu haber verin” dedi. Ve oradan ayrılıp başka bir yere gitti.

[18] Ertesi sabah askerler büyük bir telaşa kapıldılar. “Petrus’a ne oldu?” diye birbirlerine sordular.

[19] Hirodes onu arattı ve bulamadı. Nöbetçilerin ifadesini aldıktan sonra idam edilmeleri için emir verdi. Sonra Hirodes Yahudiye bölgesinden Sezariye şehrine gidip bir süre orada kaldı.

[20] Sur ve Sayda halklarına çok kızmıştı. Bunlar birleşip onunla görüşmeye geldiler. Önce kralın başdanışmanı Vlastus’un desteğini aldılar. Sonra Hirodes’e gidip ondan barış isteğinde bulundular. Çünkü yiyecek ihtiyacını kralın topraklarından sağlıyorlardı.

[21] Belirlenen günde Hirodes krallık giysileri içinde tahtına oturup halka bir konuşma yaptı.

[22] Halk, “Bu bir insanın sesi değil, bir ilâhın sesidir!” diye bağırıyordu.

[23] Tam o anda Rab’bin bir meleği Hirodes’i vurdu. Çünkü Allah’a ait olan izzeti kendine mal etmişti. İçi kurtlarla kemirilerek can verdi.

[24] Allah’ın kelâmı ise yayılıyor, etkisini arttırıyordu.

[25] Barnaba ve Saul Kudüs’teki vazifelerini tamamlayıp Antakya’ya döndüler. Yanlarına Markos diye tanınan Yuhanna’yı da aldılar.

Elçi̇leri̇n İşleri̇ — Chapters