Skip to content
Opens in a new window
Listen to this chapter • 7:03

[1] Sezariye şehrinde Kornelius adında bir adam vardı. İtalyan taburunda yüzbaşıydı.

[2] Dindar bir adamdı. Kendisi ve bütün ev halkı Allah’tan korkardı. Fakir halka cömertçe yardım edip Allah’a devamlı dua ederdi.

[3] Bir gün öğleden sonra saat üç civarında olağanüstü bir olay yaşadı. Allah’ın bir meleğinin kendisine geldiğini açıkça gördü. Melek ona, “Kornelius!” diye seslendi.

[4] Kornelius korku içinde ona baktı, “Ne var, efendim?” dedi. Melek ona şöyle dedi: “Allah dualarını işitti, fakirlere verdiğin sadakaları kabul etti.

[5] Şimdi Yafa şehrine adam yolla, Petrus adıyla tanınan Simun’u getirt.

[6] Petrus deniz kıyısında oturan Simun adında bir dericinin yanında kalıyor.”

[7] Melek gittikten sonra Kornelius iki uşağını ve özel yardımcılarından dindar bir askeri çağırdı.

[8] Olup biten her şeyi anlattıktan sonra onları Yafa’ya gönderdi.

[9] Ertesi gün onlar yol alıp şehre yaklaşırken, Petrus öğle sıralarında dua etmek için dama çıktı.

[10] Bu arada acıktı, yemek istedi. Yemek hazırlanırken Petrus vecde geldi.

[11] Göğün açıldığını ve bir nesnenin yeryüzüne indirildiğini gördü. Nesne dört köşesinden sarkıtılmış büyük bir çarşafa benziyordu.

[12] Çarşafın içinde, karada yaşayan her türden dört ayaklı hayvanlar, sürüngenler ve kuşlar vardı.

[13] Bir ses ona, “Petrus, kalk, kes ve ye!” dedi.

[14] Petrus, “Hâşâ ya Rab!” dedi. “Hiçbir zaman murdar ya da haram herhangi bir şey yemedim.”

[15] Ses ikinci defa Petrus’a şöyle dedi: “Allah’ın helâl kıldıklarına sen haram deme.”

[16] Bu üç kez oldu. Sonra çarşafa benzeyen nesne hemen semaya alındı.

[17] Petrus şaşkınlık içindeydi. Gördüğü düşün ne anlama gelebileceğini düşünürken, Kornelius’un gönderdiği adamlar sora sora derici Simun’un evinin kapısına vardılar.

[18] “Petrus diye tanınan Simun burada mı kalıyor?” diye sordular.

[19] Petrus hâlâ düşün tesirindeydi; Mukaddes Ruh ona şöyle dedi: “Bak, üç kişi seni arıyor.

[20] Kalk ve aşağı in. Hiç tereddütsüz onlarla git. Çünkü onları ben gönderdim.”

[21] Petrus aşağıya indi ve adamlara, “Aradığınız kişi benim. Gelişinizin sebebi ne acaba?” dedi.

[22] Onlar şöyle cevap verdiler: “Bizi yüzbaşı Kornelius yolladı. Allah’tan korkan sâlih bir adamdır. Bütün Yahudi halkı ona saygı duyar. Mukaddes bir melek Kornelius’a seni evine çağırtmasını ve söyleyeceğin sözleri dinlemesini emretti.”

[23] Petrus onları içeri alıp misafir etti. Ertesi gün kalktı, onlarla birlikte yola çıktı. Yafa’daki müminlerden bazıları da onunla gitti.

[24] Bir sonraki gün Sezariye’ye vardı. Kornelius onları bekliyordu. Akraba ve yakın arkadaşlarını da çağırmıştı.

[25] Petrus eve girerken Kornelius onu karşıladı. Ayaklarına kapanıp ona secde etti.

[26] Fakat Petrus onu ayağa kaldırarak, “Kalk, ben de senin gibi insanım” dedi.

[27] Kornelius’la konuşa konuşa içeri girdi, birçok insanın toplanmış olduğunu gördü.

[28] Onlara şöyle dedi: “Biliyorsunuz, bir Yahudi’nin yabancı biriyle yakın ilişki kurması, onu ziyaret etmesi törelerimize aykırıdır. Fakat Allah bana hiç kimseyi murdar ya da haram görmemem gerektiğini gösterdi.

[29] Bu yüzden beni çağırttığınızda hiç itiraz etmeden geldim. Şimdi söyleyin, beni ne amaçla çağırttınız?”

[30] Kornelius şöyle cevap verdi: “Üç gün önce bu sıralarda, saat üçte evimde dua ediyordum. Birdenbire parlak giysili bir adam önüme çıkıverdi.

[31] ‘Kornelius, Allah senin dualarını işitti, fakirlere verdiğin sadakaları kabul etti.

[32] Yafa’ya adam yolla, Petrus diye tanınan Simun’u çağırt. O, deniz kıyısında oturan derici Simun’un yanında kalıyor’ dedi.

[33] Bunun üzerine sana hemen adam yolladım. Sen de lütfedip geldin. İşte şimdi hepimiz Rab’bin sana emrettiği her şeyi dinlemek için Allah’ın huzurundayız.”

[34] Petrus söz alıp şöyle dedi: “Allah’ın insanlar arasında ayrım yapmadığını gerçekten anladım.

[35] Hangi halktan olursa olsun O’ndan korkan ve doğru olanı yapan kişiyi kabul eder.

[36] Allah’ın İsrailoğullarına bildirdiklerinden haberiniz vardır. Bu, İsa Mesih’in vasıtasıyla selâmetin müjdelenmesidir. İsa Mesih herkesin Efendisi’dir.

[37] Bütün Yahudiye diyarında neler olduğunu biliyorsunuz. Olaylar Yahya’nın vaftiz davetinden sonra Celile Bölgesi’nde başladı.

[38] Allah’ın Nasıralı İsa’yı nasıl Mukaddes Ruh’la ve kudretle meshettiğini biliyorsunuz. İsa her yeri dolaşarak iyilik yaptı. Şeytan’ın baskısı altında kıvrananların hepsine şifa verdi. Çünkü Allah O’na destek oluyordu.

[39] “Biz İsa’nın Yahudiye kırsalında ve Kudüs’te yaptıklarının hepsine şahit olduk. O’nu çarmıha gerip öldürdüler.

[40] Fakat Allah O’nu üçüncü gün diriltti ve insanlara görünmesini sağladı.

[41] İsa bütün halka değil, sadece Allah’ın önceden seçtiği şahitlere göründü. Bu şahitler bizleriz. Ölümden dirilmesinden sonra O’nunla birlikte yiyip içtik.

[42] O halka vaaz etmemizi emretti. İsa Allah tarafından ölülerle dirilerin Yargıcı olarak seçildi. Buna şahitlik etmemizi emretti.

[43] Peygamberlerin hepsi İsa’ya şahitlik etti. ‘O’na iman eden herkesin günahları affedilecek’ dediler.”

[44] Petrus daha bu sözleri söylerken Mukaddes Ruh, konuşmayı dinleyen herkesin üzerine indi.

[45] Petrus’la birlikte gelen Yahudi müminler şaşakaldılar. Çünkü Allah, Mukaddes Ruh mevhibesini yabancılara da bahşetmeye başlamıştı.

[46] Onların da ruhanî dillerle konuşup Allah’a hamdettiklerini duydular.

[47] O zaman Petrus, “Bunlar tıpkı bizim gibi Mukaddes Ruh’u almışlar. Suyla vaftiz olmalarına kim engel olabilir?” dedi.

[48] Böylece onların İsa Mesih adıyla vaftiz olmalarını emretti. Onlar da Petrus’un birkaç gün yanlarında kalmasını rica ettiler.

Elçi̇leri̇n İşleri̇ — Chapters