Skip to content
Opens in a new window
Listen to this chapter • 6:13

[1] Apollos Korint’teyken Pavlus İç Anadolu’dan geçti. Efes’e vardı, orada bazı şakirtleri buldu.

[2] Onlara, “İman ettiğiniz zaman Mukaddes Ruh’u aldınız mı?” diye sordu. “Mukaddes Ruh’tan haberimiz yok ki!” dediler.

[3] Pavlus, “O zaman neye dayanarak vaftiz oldunuz?” diye sordu. “Yahya’nın vaazına dayanarak vaftiz olduk” cevabını verdiler.

[4] Pavlus şöyle dedi: “Yahya insanları tövbe ettiklerinin işareti olarak vaftiz ederdi. Halka kendisinden sonra gelecek Olan’a inanmalarını söyledi. Bu gelecek olan İsa’dır.”

[5] Onlar bunu duyunca Rab İsa’nın adıyla vaftiz oldular.

[6] Pavlus onlara dokunup takdis edince Mukaddes Ruh üzerlerine indi. Ruhanî dillerle konuşmaya başladılar, peygamberlik mevhibesini aldılar.

[7] Yaklaşık on iki kişiydiler.

[8] Pavlus havraya gitti. Üç ay boyunca cesaretle konuştu. Oradakilerle tartıştı. Allah’ın hükümranlığı konusunda onları ikna etmeye çalıştı.

[9] Fakat bazıları inat ettiler. İnanmayı reddettiler; İsa’nın yolunu halkın önünde kötülemeye başladılar. Bunun üzerine Pavlus onlardan ayrıldı. Şakirtleri de yanında götürdü. Her gün Tiranus’un dershanesinde tartışmalar yaptı.

[10] Bu böyle iki yıl sürdü. Böylece hem Yahudi hem Grek, Asya ilinde yaşayan herkes Rab’bin kelâmını işitti.

[11] Allah Pavlus’un eliyle olağanüstü mucizeler yapıyordu.

[12] Pavlus’un kullandığı mendil ve peştemallar bile hasta olanlara götürülüyor, hastalar şifa buluyordu, cinler içlerinden çıkıyordu.

[13] Bazı Yahudiler de çevrede dolaşıp cin kovmakla uğraşıyorlardı. Cinlileri Rab İsa’nın adını kullanarak kurtarmaya çalıştılar. “Pavlus’un vazettiği İsa’nın adıyla size emrediyoruz!” diyorlardı.

[14] Skeva adlı bir Yahudi başrahibin yedi oğlu da bunu yapıyordu.

[15] Bir gün cinli bir adamla uğraşıyorlardı. Adam cinin etkisiyle onlara şöyle dedi: “İsa’yı tanıyorum, Pavlus’u da biliyorum, fakat siz kimsiniz?”

[16] Ardından adam onlara saldırdı. Hepsini dövüp yere serdi. Adamın evinden çıplak ve yaralı olarak kaçtılar.

[17] Bu olayın haberi Efes’te yaşayan bütün Yahudilerle Greklere ulaştı. Hepsinin içine bir korku düştü, Rab İsa’nın adı büyük hürmet kazandı.

[18] İman edenlerin birçoğu gelip yaptıkları kötülükleri açık açık itiraf ettiler.

[19] Büyücülük yapmış olanların birçoğu da kitaplarını getirdiler, herkesin önünde yaktılar. Kitapların elli bin gümüş değerinde olduğunu hesapladılar.

[20] Böylelikle Rab’bin kelâmı kudretle yayılıyor, tesiri artıyordu.

[21] Bu olaylardan sonra Pavlus Makedonya ve Ahaya illerinden geçip Kudüs’e gitmeye karar verdi. “Oraya gittikten sonra Roma’yı da görmeliyim” dedi.

[22] Yardımcılarından ikisini, Timoteos ile Erastus’u Makedonya’ya gönderdi. Kendisi bir süre daha Asya ilinde kaldı.

[23] O sırada Efes’te İsa’nın yolu hakkında ciddi bir kargaşa çıktı.

[24] Demetrios adlı bir kuyumcu vardı. Artemis Mabedi’nin gümüşten maketlerini yapardı, zanaatkârlara bir hayli iş sağlardı.

[25] Zanaatkârları ve ilgili işlerle uğraşanları bir araya topladı, onlara şöyle dedi: “Efendiler, bu işten çok para kazandığımızı biliyorsunuz.

[26] Fakat bu Pavlus denen adamın neler yaptığını görüyor ve duyuyorsunuz. Efes’te ve neredeyse bütün Asya ilinde birçok kişiyi kandırdı, yoldan saptırdı. Onlara elle yapılan putların gerçek ilâh olmadıklarını söylüyor.

[27] Tehlike sadece bu sanatımızın itibardan düşmesiyle kalmıyor, büyük ilâhemiz Artemis’in Mabedi de hiçe sayılabilir. Hatta bütün Asya ilinin ve dünyanın ibadet ettiği ilâhe bile ululuğunu kaybedebilir.”

[28] Oradakiler bunu duyunca öfkeyle doldular. “Efeslilerin ilâhesi Artemis uludur!” diye bağrışmaya başladılar.

[29] Şehir baştan aşağı kargaşa içindeydi. Kalabalıklar Pavlus’un yol arkadaşlarından Makedonyalı Gayus ve Aristarhus’u sürükledi, hep birlikte belediye toplantılarının yapıldığı açık hava tiyatrosuna koşuştu.

[30] Pavlus kalabalığın önüne çıkıp konuşmak istedi. Fakat şakirtler onu bırakmadı.

[31] Hatta Pavlus’un dostu olan bazı Asya ili yöneticileri ona haber yolladılar. Tiyatroda görünmemesi için yalvardılar.

[32] Bu arada tiyatrodaki kalabalık karışıklık içindeydi, her kafadan bir ses çıkıyordu. Çoğu ne için toplandıklarını bile bilmiyordu.

[33] Yahudiler İskender’i öne çıkardılar. Kalabalıktan bazıları olayı ona bağladı. İskender eliyle işaret yaptı ve halkın önünde müdafaasını yapmak istedi.

[34] Fakat halk onun Yahudi olduğunu anlayınca hep birlikte iki saat boyunca, “Efeslilerin ilâhesi Artemis uludur!” diye bağrıştı.

[35] Nihayet belediye sicil yazmanı kalabalığı yatıştırdı ve şöyle dedi: “Ey Efesliler! Efes şehrinin büyük ilâhe Artemis’in Mabedi’nin ve gökten düşen mukaddes taşın bekçisi olduğunu herkes biliyor.

[36] Kimse bunu inkâr edemez. Bunun için sakin olun, düşüncesiz bir şey yapmayın.

[37] Buraya getirdiğiniz bu adamlar ilâhemize dil uzatmadılar, mabedine saygısızlık etmediler.

[38] Eğer Demetrios’un ya da onunla çalışan zanaatkârlardan birinin şikâyeti varsa, mahkemeler açık, yetkililer de var. Karşılıklı suçlamalarını orada yapsınlar.

[39] Soruşturacağınız başka bir durum varsa, kanuni bir toplantıda halledilmelidir.

[40] Bugün olanlardan dolayı ayaklanma suçundan mahkûm olmak tehlikesi içindeyiz. Bu kargaşanın haklı sebebi yok, bunun hesabını veremeyiz.”

[41] Bunları söyledikten sonra kalabalığı dağıttı.

Elçi̇leri̇n İşleri̇ — Chapters