Skip to content
Opens in a new window
Listen to this chapter • 5:14

[1] İsa dağın yamacından indi; büyük bir kalabalık O’nun peşinden gitti.

[2] Bu sırada cüzamlı bir adam O’na yaklaştı. Önünde secde etti, “Efendimiz, biliyorum ki istesen bana şifa verebilirsin” dedi.

[3] İsa adama dokundu, “İsterim, şifa bul!” dedi. Adam anında şifa buldu.

[4] Ardından İsa ona şöyle dedi: “Bu olanları kimseye anlatma. Git, rahibe görün. Şifa bulduğunu herkese göstermek için Musa’nın emrettiği kurbanı sun.”

[5] İsa Kefarnahum şehrine gitti. Orada Romalı bir yüzbaşı İsa’ya geldi, yardım etmesi için yalvardı.

[6] O’na, “Efendimiz, uşağım evde hasta yatıyor. Felçlidir, büyük acı çekiyor” dedi.

[7] İsa yüzbaşıya, “Gelip ona şifa veririm” dedi.

[8] Yüzbaşı şöyle cevap verdi: “Efendimiz, evime girmene lâyık değilim. Sen yeter ki emir ver, uşağım şifa bulur.

[9] Emretmek nedir bilirim. Çünkü ben de hem emir alır hem de emir veririm. Bir askere ‘Git’ derim, gider. Başka bir askere ‘Gel’ derim, gelir. Uşağıma, ‘Şunu yap’ derim, yapar.”

[10] İsa bu sözlere hayran kaldı. Yanındakilere şöyle dedi: “Emin olun, İsrail’de bile hiç kimsede böyle büyük iman görmedim.

[11] Size şunu söyleyeyim, doğudan ve batıdan birçok insan gelecek. Bunlar Allah’ın Hükümranlığı’nda İbrahim’le, İshak’la ve Yakub’la aynı sofraya oturacaklar.

[12] Fakat hükümranlığın asıl mirasçıları dışarıdaki karanlığa atılacak. Orada feryat ve figan olacaktır.”

[13] Sonra İsa yüzbaşıya döndü, “Evine dön. İman ettiğin gibi, uşağın şifa bulacak” dedi. Uşak o anda şifa buldu.

[14] İsa, Petrus’un evine gitti. Petrus’un kaynanasının yüksek ateşle hasta yattığını gördü.

[15] İsa kadının eline dokununca ateşi düştü. Sonra kadın yataktan kalktı ve İsa’ya hizmet etmeye başladı.

[16] O akşam cinli birçok insanı İsa’ya getirdiler. İsa tek bir emirle cinleri kovdu. Hastaların hepsine şifa verdi.

[17] Böylece Allah’ın Yeşaya Peygamber’in ağzıyla Mesih hakkında söylediği şu sözler yerine geldi: “Zayıflıklarımızı O kaldırdı, hastalıklarımızı O yüklendi.”

[18] İsa’nın çevresini büyük bir kalabalık sardı. Bu yüzden şakirtlerine gölün karşı kıyısına geçmelerini söyledi.

[19] Bu sırada bir din âlimi O’na yaklaştı, “Hocam, nereye gidersen seni takip edeceğim” dedi.

[20] İsa ona, “Tilkilerin ini, kuşların yuvası var. Fakat İnsanoğlu’nun başını yaslayacak yeri yok” dedi.

[21] Başka bir şakirt, “Efendimiz, izin ver babam ölene kadar bekleyeyim” dedi.

[22] İsa ona, “Sen peşimden gel, bırak ölüleri ölülerini kendileri gömsünler” dedi.

[23] İsa şakirtleriyle birlikte tekneye bindi.

[24] Tekne kıyıdan uzaklaşınca gölde şiddetli bir fırtına koptu. Öyle ki, dalgalar tekneyi yutacak gibiydi. İsa bu sırada uyuyordu.

[25] Şakirtler yanına geldiler, O’nu uyandırdılar. “Efendimiz, öleceğiz! Kurtar bizi!” diye bağrıştılar.

[26] İsa, “Sizi kıt imanlılar! Neden korkuyorsunuz?” dedi. Sonra kalktı, rüzgârı ve gölü azarladı. Rüzgâr dindi, göl sütliman oldu.

[27] Şakirtler şaşkına döndüler. “Bu adam kim ki, rüzgâr ve göl bile O’na itaat ediyor!” dediler.

[28] İsa gölün karşı kıyısına, Gadara yöresine vardı. Orada cinli iki adam O’nu karşıladı. Bu adamlar mezarlık mağaralarda yaşıyordu. Çok tehlikeliydiler; mağaraların yakınındaki yoldan hiç kimse geçemiyordu.

[29] Adamlar İsa’yı görür görmez, “Bizden ne istiyorsun, ey Allah’ın semavî Oğlu? Bizi vaktinden önce cezalandırmak için mi buraya geldin?” diye bağırdılar.

[30] Uzakta büyük bir domuz sürüsü otluyordu.

[31] Cinler İsa’ya, “Eğer bizi bu adamların içinden kovacaksan sana yalvarırız, şu domuz sürüsüne gönder” dediler.

[32] O zaman İsa onlara, “Gidin!” dedi. Cinler adamları terk edip domuzların içine girdiler. Bütün domuz sürüsü yamaçtan aşağı koşturarak göle atladı, hepsi boğuldu.

[33] Domuzları güden adamlar koşa koşa uzaklaştılar. Şehre gittiler, olan biten her şeyi, özellikle de cinli adamlara olanları anlattılar.

[34] Bunun üzerine bütün şehir halkı İsa’yı görmek için yola çıktı. O’na geldiler, bölgelerinden uzaklaşması için yalvardılar.

Matta — Chapters