Skip to content
Opens in a new window
Listen to this chapter • 5:54

[1] İsa mabetten çıkmış gidiyordu. Yolda giderken şakirtleri yanına geldiler; dikkatini mabedin muhteşem binalarına çekmek istediler.

[2] İsa onlara şöyle cevap verdi: “Bütün bunları görüyorsunuz değil mi? Emin olun, burada taş üstünde taş kalmayacak, hepsi yıkılacak!”

[3] İsa Zeytin Dağı’na çıktı. Şakirtleri tek başlarına O’na geldiler, “Bize söyle, bunlar ne zaman olacak? Gelişinin ve bu çağın sonunun alâmeti ne olacak?” diye sordular.

[4] İsa şöyle dedi: “Dikkat edin, kimse sizi saptırmasın.

[5] Birçokları ortaya çıkıp benim adımı kullanacak. ‘Ben Mesih’im’ diyecekler. Birçok kişiyi saptıracaklar.

[6] Savaş gürültüleri, savaş haberleri duyacaksınız. Sakın korkmayın! Bunların olması lazımdır. Fakat bu, henüz çağın sonu değildir.

[7] Millet millete, devlet devlete savaş açacak. Yer yer kıtlıklar ve depremler olacak.

[8] Bütün bunlar, doğum yapmak üzere olan kadının ilk sancıları gibi, büyük sıkıntıların başlangıcıdır.

[9] “O zaman size eziyet edecekler, hatta öldürecekler. Benim şakirtlerim olduğunuz için bütün halklar sizden nefret edecek.

[10] O zaman birçokları imandan dönecek; birbirlerini ele verecek ve birbirlerinden nefret edecekler.

[11] Pek çok sahte peygamber ortaya çıkacak, birçok insanı saptıracaklar.

[12] Kötülükler çoğalacak, bu yüzden birçok insanın sevgisi soğuyacak.

[13] Fakat sona kadar dayanan kurtulacaktır.

[14] Semavî Hükümranlığın müjdesi bütün dünyada duyurulacaktır. Bu müjde bütün halklara bir şahitlik olacak ve bundan sonra son gelecektir.

[15] “Daniel Peygamber, ‘yıkıcı iğrenç şey’den söz etmişti. Bu şeyi mabedin mukaddes yerinde gördüğünüz zaman -okuyan anlasın-

[16] Yahudiye’de olanlar dağlara kaçsın.

[17] Damda olan, evdeki eşyalarını almak için bile aşağı inmesin;

[18] tarlada çalışan, abasını almak için eve dönmesin.

[19] O gün hamile olan ya da çocuk emziren kadınların vay haline!

[20] Dua edin, kaçışınız kışa ya da Şabat Günü’ne rastlamasın.

[21] O günler çok sıkıntılı olacak. Böylesi dünyanın başlangıcından beri görülmemiş ve bir daha asla görülmeyecektir.

[22] Dahası, eğer Allah o günleri kısaltmasaydı hiç kimse sağ kalamazdı. Fakat Allah o günleri, seçtiği kişilerin hatırına kısaltmıştır.

[23] “O günlerde biri size, ‘İşte Mesih burada’, ya da, ‘İşte şurada’ derse, inanmayın.

[24] Çünkü sahte mesihler, sahte peygamberler türeyecek. Bunlar insanları saptırmak için büyük mucizeler ve alâmetler yapacaklar. Ellerinden gelse Allah’ın seçtiği kulları da saptıracaklar.

[25] İşte, sizi önceden uyarıyorum.

[26] Size, ‘Bakın! Mesih kırda’ derlerse, gitmeyin. ‘Bakın! Gizli yerde saklanıyor!’ derlerse inanmayın.

[27] Çünkü doğuda çakıp batıyı aydınlatan şimşek nasılsa, İnsanoğlu’nun gelişi de öyle olacaktır.

[28] Leş neredeyse, akbabalar oraya üşüşecek.

[29] “O günlerdeki sıkıntının hemen ardından, Güneş kararacak, ay ışık vermez olacak, Yıldızlar gökten düşecek, semavî cisimler sarsılacak.

[30] “O zaman İnsanoğlu’nun alâmeti gökte görülecek. Yeryüzündeki bütün halklar ağlayıp dövünecek. İnsanoğlu’nun kudretle ve büyük ihtişamla bulutlar üzerinde geldiğini görecekler.

[31] İnsanoğlu, güçlü bir borazan sesiyle meleklerini gönderecek. Melekler, O’nun seçtiklerini göğün bir ucundan diğerine kadar, dünyanın dört bir yanından toplayacaklar.

[32] “İncir ağacından ders alın. Dalları yeşillenip yapraklanınca yaz mevsiminin yaklaştığını anlarsınız.

[33] Aynı şekilde, bütün bu olayları gördüğünüz zaman, bilin ki Semavî Hükümranlık yaklaştı, kapıdadır.

[34] Emin olun, bütün bu şeyler olmadan bu nesil yok olmayacak.

[35] Yer ve gök ortadan kalkacak, fakat benim sözlerim asla ortadan kalkmayacaktır.

[36] “Fakat o günü ve saati kimse bilmez; cennetteki melekler ve semavî Oğul bile bilmez. Yalnızca semavî Baba bilir.

[37] Nuh Nebi’nin zamanında nasıl olduysa İnsanoğlu’nun gelişinde de öyle olacak.

[38] Tufandan önceki günlerde insanlar yiyor, içiyor, evleniyorlardı. Nuh’un gemiye bindiği güne kadar bu böylece sürdü.

[39] Tufan gelip hepsini silip süpürene kadar her şeyden habersizdiler. İnsanoğlu’nun gelişi de böyle olacak.

[40] O gün tarlada çalışan iki kişiden biri alınacak, biri bırakılacak.

[41] Değirmende buğday öğüten iki kadından biri alınacak, biri bırakılacak.

[42] “Bu yüzden uyanık kalın. Çünkü Efendiniz’in ne gün geleceğini bilemezsiniz.

[43] Şunu iyi bilin: Ev sahibi hırsızın geleceği saati bilse uyumaz, evinin soyulmasına izin vermez.

[44] Bu sebeple siz de her an hazır olun, zira İnsanoğlu hiç ummadığınız bir anda gelecektir.

[45] “Sadık ve akıllı bir köle düşünün. Efendisi onu diğer kölelerin başına getirir ve onlara zamanında yiyecek vermekle vazifelendirir.

[46] Efendisi eve döndüğünde iş başında bulacağı o köleye ne mutlu!

[47] Emin olun, efendisi onu bütün mallarının başına koyacak.

[48] “Diğer taraftan kötü niyetli bir köle düşünün. Bu köle içinden, ‘Efendimin gelişine çok var’ der.

[49] Diğer köleleri dövmeye ve sarhoşlarla yiyip içmeye koyulur.

[50] Efendisi ummadığı bir anda gelecek;

[51] onu şiddetle cezalandıracak ve ikiyüzlülerin yanına atacaktır. Orada feryat ve figan olacaktır!”

Matta — Chapters