Skip to content
Opens in a new window
Listen to this chapter • 5:45

[1] “O zaman Semavî Hükümranlık, kandilleriyle damadı karşılamaya çıkan on genç kıza benzeyecek.

[2] Bunların beşi akıllı, beşi akılsızmış.

[3] Akılsızlar kandillerini almışlar, fakat yağ almamışlar.

[4] Akıllı kızlar ise kandilleriyle birlikte yanlarına fazladan yağ da almışlar.

[5] Damat gecikince bütün kızlar uykuya dalmış.

[6] “Gece yarısı bir ses yankılanmış: ‘İşte damat geliyor. Çıkıp onu karşılayın!’

[7] “O an kızların hepsi uyanıp kandillerini hazırlamışlar.

[8] Fakat akılsız kızlar akıllılara, ‘Bize yağınızdan biraz verin. Kandillerimiz sönmek üzere!’ demişler.

[9] “Akıllı kızlarsa şöyle cevap vermiş: ‘Veremeyiz, çünkü hem bize hem size yetmez. Gidip pazardan yağ alın.’

[10] “Onlar yağ almaya giderken damat gelmiş. Hazır olan kızlar onunla birlikte düğün ziyafetine girmişler. Ardından kapı kilitlenmiş.

[11] “Sonra diğer kızlar da gelmiş. ‘Efendimiz, Efendimiz! Kapıyı aç!’ demişler.

[12] “Damat, ‘Doğrusu ben sizi tanımıyorum’ diye cevap vermiş.

[13] “Bu sebeple uyanık kalın. Çünkü İnsanoğlu’nun döneceği günü ya da saati bilemezsiniz.”

[14] “Semavî Hükümranlık, yolculuğa çıkan bir adama benzer. Adam, ayrılmadan önce hizmetkârlarını çağırmış, onlara mallarını emanet etmiş.

[15] Hizmetkârlarının kabiliyetine göre birine beş, birine iki, birine de bir çuval gümüş para vermiş. Sonra yoluna gitmiş.

[16] Beş çuval alan hemen gidip parayı işletmiş ve beş çuval daha kazanmış.

[17] Aynı şekilde iki çuval alan iki çuval daha kazanmış.

[18] Fakat bir çuval para alan hizmetkâr gitmiş, bir çukur kazmış ve efendisinin parasını oraya saklamış.

[19] “Uzun zaman sonra bu hizmetkârların efendisi geri dönmüş. Onlarla hesap görmeye oturmuş.

[20] Beş çuval para alan adam yanında beş çuval daha getirmiş. ‘Efendim’ demiş, ‘Bana beş çuval para emanet etmiştin; bak, beş çuval daha kazandım.’

[21] “Efendisi ona şöyle demiş: ‘Aferin! Sen iyi ve itimada lâyık bir hizmetkârsın! Küçük işte sadık kaldın, ben de seni büyük işlerin başına geçireceğim. Gel, sevincime ortak ol!’

[22] “Sonra iki çuval para alan adam gelmiş. ‘Efendim’ demiş, ‘Bana iki çuval para emanet etmiştin; bak, iki çuval daha kazandım.’

[23] “Efendisi ona şöyle demiş: ‘Aferin! Sen iyi ve itimada lâyık bir hizmetkârsın! Küçük işte sadık kaldın, ben de seni büyük işlerin başına geçireceğim. Gel, sevincime ortak ol!’

[24] “Daha sonra bir çuval para alan adam gelmiş. ‘Efendim’ demiş, ‘Senin sert bir adam olduğunu biliyorum. Ekmediğin yerden biçer, harman savurmadığın yerden devşirirsin.

[25] Korktum, gittim, verdiğin çuvalı gömdüm. İşte, al paran burda!’

[26] “Efendisi ona şöyle demiş: ‘Seni yararsız ve tembel hizmetkâr! Madem ekmediğim yerden biçtiğimi, harman savurmadığım yerden devşirdiğimi biliyorsun,

[27] paramı neden işletmedin? Ben de geldiğim zaman paramı faiziyle birlikte geri alırdım.’

[28] Sonra diğer hizmetkârlarına, ‘Bu adamın elindeki çuvalı alın, on çuval parası olana verin’ demiş.

[29] ‘Kimin elinde çok varsa, ona daha çok verilecek ve bolluğa kavuşacak. Fakat kimin elinde az varsa, elindeki de alınacak.

[30] Öyleyse şu yararsız hizmetkârı dışarıya, karanlığa atın! Orada feryat ve figan olacaktır.’

[31] “İnsanoğlu bütün melekleriyle birlikte ihtişam içinde gelecek ve kral gibi ihtişamlı tahtına oturacak.

[32] Bütün halklar, O’nun huzurunda toplanacak. Çoban koyunları keçilerden nasıl ayırırsa, O da insanları birbirinden öylece ayıracak.

[33] Koyunları sağına, keçileri soluna alacak.

[34] “Sonra Kral sağındakilere şöyle diyecek: ‘Gelin, ey semavî Babam’ın mübarekleri! Dünya yaratıldığından beri sizin için hazırlanan hükümranlığı miras alın.

[35] Çünkü ben açken doyurdunuz, susamışken su verdiniz. Yabancıydım, bana kapınızı açtınız.

[36] Çıplaktım giydirdiniz. Hastaydım bana baktınız. Zindandaydım beni ziyaret ettiniz.’

[37] “O zaman sâlih kişiler şöyle cevap verecek: ‘Efendimiz, seni ne zaman aç gördük de doyurduk, susuz gördük de su verdik?

[38] Seni ne zaman yabancı gördük de sana kapımızı açtık, çıplak gördük de giydirdik?

[39] Ne zaman seni hasta ya da zindanda gördük de ziyaret ettik?’

[40] “Kral onlara şöyle cevap verecek: ‘Emin olun, en mütevazı mümin kardeşlerimden biri için bunları yaptığınız zaman, benim için yapmış oldunuz.’

[41] “Sonra solundakilere şöyle diyecek: ‘Önümden çekilin ey lânetliler! Şeytan ve onun cinleri için hazırlanan ebedî ateşe gidin.

[42] Çünkü açtım doyurmadınız, susuzdum su vermediniz.

[43] Yabancıydım, beni açıkta bıraktınız. Çıplaktım, giydirmediniz. Hastaydım, zindandaydım, beni ziyaret etmediniz.’

[44] “O zaman onlar şöyle cevap verecek: ‘Efendimiz, seni ne zaman aç, susuz, yabancı, çıplak, hasta ya da zindanda gördük de yardım etmedik?’

[45] “Kral onlara şöyle cevap verecek: ‘Emin olun, bu en mütevazı mümin kardeşlerimden biri için bunu yapmadığınız zaman benim için de yapmamış oldunuz.’

[46] “Bunlar ebedî azaba, sâlih kişilerse ebedî hayata girecek.”

Matta — Chapters