Skip to content
Opens in a new window
Listen to this chapter • 5:05

[1] Daha sonra Kudüs’ten bazı Ferisiler ve din âlimleri İsa’nın yanına geldiler. O’na sordular:

[2] “Senin şakirtlerin atalarımızın âdetlerine neden uymuyorlar? Neden yemekten önce ellerini dini kaidelere göre yıkamıyorlar!”

[3] İsa onları şöyle cevapladı: “Peki ya siz neden âdetleriniz uğruna Allah’ın emrini çiğniyorsunuz?

[4] Zira Allah, ‘Annene babana hürmet et’ ve ‘Anne ya da babasını lânetleyen kesinlikle öldürülmelidir’ der.

[5] Fakat siz, ‘Kim anne ya da babasına, sana yardım edemem, çünkü benden alacakların Allah’a adanmıştır’ derse,

[6] artık anne babası için bir şey yapmak zorunda değildir diyorsunuz. Böylece âdetleriniz yüzünden Allah’ın kelâmını boşa çıkarmış oluyorsunuz.

[7] Sizi ikiyüzlüler! Yeşaya Peygamber hakkınızda ne de güzel söylemiş:

[8] ‘Bu halk beni dudaklarıyla sayar, fakat kalpleri benden uzaktır.

[9] İbadetlerinin gözümde hiç değeri yoktur. Çünkü vazettikleri şeyler, sadece insan emirleridir.’

[10] İsa halkı yanına çağırdı; onlara, “Beni dinleyin, şunu iyi anlayın” dedi.

[11] “Ağızdan içeri giren hiçbir şey insanı kirletmez. İnsanı kirleten şey, ağızdan çıkandır.”

[12] İsa’nın şakirtleri O’na yaklaşıp şöyle dediler: “Söylediğin söz Ferisileri kızdırdı. Fark ettin mi?”

[13] İsa şöyle cevap verdi: “Semavî Babam’ın dikmediği her ağaç kökünden sökülecek.

[14] Bırakın gitsinler. Onlar kördür ve kendileri gibi kör olanlara kılavuzluk ederler. Fakat kör köre kılavuzluk ederse, ikisi birden hendeğe düşer.”

[15] Petrus, “Bize bu misali izah eder misin?” dedi.

[16] İsa, “Siz de mi anlamıyorsunuz?

[17] Biliyorsunuz, ağızdan giren her şey mideye iner, oradan da dışarı atılır.

[18] Fakat ağızdan çıkan sözler insanın kalbinden doğar. İşte insan bu şekilde kirlenir.

[19] Bunu söylüyorum, çünkü fesat, cinayet, zina, fuhuş, hırsızlık, yalan ve iftira hep kalpten doğar.

[20] İnsanı kirleten şey, bu kötülüklerdir. Fakat elleri dini kaidelere göre yıkamadan yemek yemek, insanı kirletmez.”

[21] İsa oradan ayrıldı, Sur ve Sayda yöresine gitti.

[22] O yörenin yerlisi olan Kenanlı bir kadın İsa’ya geldi; “Ey Efendimiz, ey Davud Oğlu, acı bana! Kızım cine tutuldu, çok acı çekiyor” diye feryat etti.

[23] İsa kadına bir şey demedi. Şakirtler İsa’ya geldi, “Bu kadını gönder! Arkamızdan bağırıp duruyor!” dediler.

[24] Bunun üzerine İsa, “Ben yalnızca İsrailoğullarına gönderildim; yolunu şaşırmış koyunlar gibidirler” diye cevap verdi.

[25] Kadın İsa’nın önünde yere kapandı, “Ey Efendimiz, bana yardım et!” dedi.

[26] İsa kadına, “Çocukların ekmeğini köpeklere vermek doğru olmaz” dedi.

[27] Kadın, “Evet Efendimiz, haklısın. Fakat köpekler de efendilerinin masasından düşen kırıntıları yerler” diye cevap verdi.

[28] O zaman İsa, “Kadın, imanın çok büyük! Dileğin yerine gelsin!” dedi. Kadının kızı o anda şifa buldu.

[29] Sonra İsa oradan ayrıldı ve Celile Gölü kıyısına gitti. Bir tepeye çıkıp yere oturdu.

[30] Büyük bir kalabalık O’na yaklaştı. Yanlarında kötürüm, kör, sakat, sağır, dilsiz ve daha birçok hastalığa tutulmuş insanlar getirmişlerdi. Bunları İsa’nın ayaklarının dibine yatırdılar. İsa da hepsine şifa verdi.

[31] İnsanlar sağır ve dilsizlerin konuştuğuna, sakatların iyileştiğine ve körlerin gördüğüne şahit olunca hayrete düştüler; İsrail’in Allahı’na hamdettiler.

[32] İsa şakirtlerini çağırdı, onlara şöyle dedi: “Bu insanlara acıyorum. Üç gündür yanımdalar, yiyecek bir şeyleri yok. Onları evlerine aç göndermek istemiyorum. Çünkü yolda dayanamayıp bayılırlar” dedi.

[33] Şakirtleri O’na, “Böyle ıssız yerde bu kalabalığı doyuracak miktarda ekmeği nereden bulalım?” diye sordular.

[34] İsa onlara sordu: “Kaç ekmeğiniz var?” Onlar da, “Yedi ekmekle birkaç küçük balığımız var” dediler.

[35] İsa kalabalığa yere oturmasını emretti.

[36] Sonra yedi ekmeği ve balıkları aldı. Allah’a şükredip böldü, şakirtlerine verdi. Şakirtler de halka dağıttılar.

[37] Halk yiyip doydu. Yemek artıklarından yedi sepet dolusu toplandı.

[38] Yemek yiyenler, kadınlar ve çocuklar hariç, dört bin erkekti.

[39] İsa kalabalığı evlerine gönderdikten sonra tekneye bindi ve Magadan yöresine geçti.

Matta — Chapters