Skip to content
Opens in a new window
Listen to this chapter • 2:33

[1] -

[2] Sonunda Eyüp ağzını açtı ve doğduğu güne lanet edip şöyle dedi:

[3] "Doğduğum gün yok olsun, 'Bir oğul doğdu' denen gece yok olsun!

[4] Karanlığa bürünsün o gün, Yüce Tanrı onunla ilgilenmesin, Üzerine ışık doğmasın.

[5] Karanlık ve ölüm gölgesi sahip çıksın o güne, Bulut çöksün üzerine; Işığını karanlık söndürsün.

[6] Zifiri karanlık yutsun o geceyi, Yılın günleri arasında sayılmasın, Aylardan hiçbirine girmesin.

[7] Kısır olsun o gece, Sevinç sesi duyulmasın içinde.

[8] Günleri lanetleyenler, Livyatan'ı uyandırmaya hazır olanlar, O günü lanetlesin.

[9] Akşamının yıldızları kararsın, Boş yere aydınlığı beklesin, Tan atışını görmesin.

[10] Çünkü sıkıntı yüzü görmemem için Anamın rahminin kapılarını üstüme kapamadı.

[11] "Neden doğarken ölmedim, Rahimden çıkarken son soluğumu vermedim?

[12] Neden beni dizler, Emeyim diye memeler karşıladı?

[13] Çünkü şimdi huzur içinde yatmış, Uyuyup dinlenmiş olurdum;

[14] Yaptırdıkları kentler şimdi viran olan Dünya kralları ve danışmanlarıyla birlikte,

[15] Evlerini gümüşle dolduran Altın sahibi önderlerle birlikte.

[16] Neden düşük bir çocuk gibi, Gün yüzü görmemiş yavrular gibi toprağa gömülmedim?

[17] Orada kötüler kargaşayı bırakır, Yorgunlar rahat eder.

[18] Tutsaklar huzur içinde yaşar, Angaryacının sesini duymazlar.

[19] Küçük de büyük de oradadır, Köle efendisinden özgürdür.

[20] "Niçin sıkıntı çekenlere ışık, Acı içindekilere yaşam verilir?

[21] Oysa onlar gelmeyen ölümü özler, Onu define arar gibi ararlar;

[22] Mezara kavuşunca Neşeden coşar, sevinç bulurlar.

[23] Neden yaşam verilir nereye gideceğini bilmeyen insana, Çevresini Tanrı'nın çitle çevirdiği kişiye?

[24] Çünkü iniltim ekmekten önce geliyor, Su gibi dökülmekte feryadım.

[25] Korktuğum, Çekindiğim başıma geldi.

[26] Huzur yok, sükûnet yok, rahat yok, Yalnız kargaşa var."

Eyüp — Chapters