Skip to content
Opens in a new window
Listen to this chapter • 2:22

[1] "İnsanı kadın doğurur, Günleri sayılı ve sıkıntı doludur.

[2] Çiçek gibi açıp solar, Gölge gibi gelip geçer.

[3] Gözlerini böyle birine mi dikiyorsun, Yargılamak için önüne çağırıyorsun?

[4] Kim temizi kirliden çıkarabilir? Hiç kimse!

[5] Madem insanın günleri belirlenmiş, Aylarının sayısı saptanmış, Sınır koymuşsun, öteye geçemez;

[6] Gözünü ondan ayır da, Çalışma saatini dolduran gündelikçi gibi rahat etsin.

[7] "Oysa bir ağaç için umut vardır, Kesilse, yeniden sürgün verir, Eksilmez filizleri.

[8] Kökü yerde kocasa, Kütüğü toprakta ölse bile,

[9] Su kokusu alır almaz filizlenir, Bir fidan gibi dal budak salar.

[10] İnsan ise ölüp yok olur, Son soluğunu verir ve her şey biter.

[11] Suyu akıp giden göl Ya da kuruyan ırmak nasıl çöle dönerse,

[12] İnsan da öyle, yatar, bir daha kalkmaz, Gökler yok oluncaya dek uyanmaz, Uyandırılmaz.

[13] "Keşke beni ölüler diyarına gizlesen, Öfken geçinceye dek saklasan, Bana bir süre versen de, beni sonra anımsasan.

[14] İnsan ölür de dirilir mi? Başka biri nöbetimi devralıncaya dek Savaş boyunca umutla beklerdim.

[15] Sen çağırırdın, ben yanıtlardım, Ellerinle yaptığın yaratığı özlerdin.

[16] O zaman adımlarımı sayar, Günahımın hesabını tutmazdın.

[17] İsyanımı torbaya koyup mühürler, Suçumu örterdin.

[18] "Ama dağın yıkılıp çöktüğü, Kayanın yerinden taşındığı,

[19] Suyun taşı aşındırdığı, Selin toprağı sürükleyip götürdüğü gibi, İnsanın umudunu yok ediyorsun.

[20] Onu hep yenersin, yok olup gider, Çehresini değiştirir, uzağa gönderirsin.

[21] Oğulları saygı görür, onun haberi olmaz, Aşağılanırlar, anlamaz.

[22] Ancak kendi canının acısını duyar, Yalnız kendisi için yas tutar."

Eyüp — Chapters