Skip to content
Opens in a new window
Listen to this chapter • 9:00

[1] İsa ise Zeytin Dağı’na gitti.

[2] Ertesi sabah erkenden yine mabede döndü. Cemaat toplanınca kalkıp vaaz etmeye başladı.

[3] Din âlimleri ve Ferisiler, zina eden bir kadını getirdiler, orta yere çıkarıp İsa’ya şöyle sordular:

[4] “Hoca, bu kadın zina ederken suçüstü yakalandı.

[5] Musa Tevrat’ta böylelerini taşlayarak öldürmemizi emrediyor. Sen ne diyorsun?”

[6] Bu soruyu İsa’yı zor duruma düşürmek için sormuşlardı. O’nu suçlayacak bir bahane arıyorlardı. İsa yere eğildi ve parmağıyla toprağa bir şeyler yazmaya başladı.

[7] Yahudi önderler aynı soruyu durmadan tekrarladılar. Bunun üzerine İsa doğruldu ve şöyle dedi: “Aranızda günah işlememiş biri varsa ilk taşı o atsın!”

[8] Ardından yine yere eğildi, toprağa yazmaya devam etti.

[9] Din âlimleri ile Ferisiler bu sözü duyunca, en yaşlılarından başlayarak bir bir orayı terk ettiler, İsa’yı yalnız bıraktılar. Kadın orta yerde kalakaldı.

[10] İsa tekrar doğruldu ve kadına, “Diğerleri nerede? Seni mahkûm eden olmadı mı?” diye sordu.

[11] Kadın, “Hayır, Efendim” dedi. Bunun üzerine İsa, “Ben de seni mahkûm etmiyorum. Git ve artık günah işleme” dedi.

[12] Bundan sonra İsa yeniden halka vaaz etmeye başladı; şöyle dedi: “Ben dünyanın ışığıyım. Peşimden gelen asla karanlıkta kalmaz, hayat veren ışığa kavuşur.”

[13] Ancak Ferisiler İsa’ya, “Sen kendi kendine şahitlik ediyorsun. Şahitliğin kabul edilmez” dediler.

[14] İsa onlara şöyle cevap verdi: “Kendi kendime şahitlik etsem bile şahitliğim doğrudur. Çünkü nereden geldiğimi ve nereye gideceğimi biliyorum. Fakat siz benim nereden geldiğimi ve nereye gideceğimi bilmiyorsunuz.

[15] Siz insan aklıyla hüküm veriyorsunuz. Ben kimseye hükmetmem.

[16] Ama hükmetsem bile benim hükmüm doğrudur. Çünkü ben yalnız değilim. Ben ve beni gönderen semavî Baba birlikte hükmederiz.

[17] Allah Tevrat’ta açıkça emretti, iki şahit yeterlidir.

[18] Ben kendime şahitlik ediyorum, bu bir; beni gönderen semavî Baba da bana şahitlik ediyor, bu da iki.”

[19] O zaman İsa’ya, “Peki baban nerede?” diye sordular. İsa şu cevabı verdi: “Siz ne beni ne de semavî Babam’ı tanırsınız. Eğer beni tanısaydınız, semavî Babam’ı da tanırdınız.”

[20] İsa bu sözleri mabet alanında vaaz ederken, bağışların toplandığı yerin yanında söyledi. Ancak hiç kimse O’nu yakalamaya kalkmadı. Çünkü henüz yakalanacağı saat gelmemişti.

[21] İsa cemaate şöyle seslendi: “Ben aranızdan ayrılacağım. Beni arayacaksınız, fakat günah içinde öleceksiniz. Siz benim gideceğim yere gelemezsiniz.”

[22] Bunun üzerine Yahudi önderler birbirlerine sordular, “Acaba kendini mi öldürecek? Bu yüzden mi ‘Benim gideceğim yere siz gelemezsiniz’ diyor?”

[23] İsa şöyle devam etti: “Siz aşağıdansınız, bense yukarıdanım. Siz bu dünyaya aitsiniz, bense bu dünyaya ait değilim.

[24] Bu yüzden ‘günah içinde öleceksiniz’ dedim. Ben ezelden beri varım. Buna iman etmezseniz, günahlarınız bağışlanmadan öleceksiniz.”

[25] O’na, “Peki sen kimsin?” diye sordular. İsa şöyle cevap verdi: “En başından beri size ne dediysem O’yum.

[26] Sizinle ilgili söyleyebileceğim çok şey var, sizi birçok konuda mahkûm edebilirim; fakat etmeyeceğim. Çünkü ben insanlara sadece beni gönderenden duyduklarımı iletiyorum. O yalnız hakikati söyler.”

[27] İsa’nın kendilerine Allah’tan söz ettiğini anlamadılar.

[28] Bunun için onlara açıkça şöyle dedi: “Beni yukarı kaldırdığınız zaman anlayacaksınız ki İnsanoğlu Ben’im. Hiçbir şeyi kendiliğimden yapmam, semavî Babam’ın bana öğrettiği gibi konuşurum.

[29] Beni gönderen semavî Babam beni destekler. Ben daima O’nu hoşnut edeni yaparım. Bu yüzden beni desteksiz bırakmadı.”

[30] İsa’nın bu sözlerini duyan birçok kişi O’na iman etti.

[31] İsa kendisine iman eden Yahudilere şöyle dedi: “Benim sözüme itaat ederseniz hakikaten şakirtlerim olursunuz.

[32] Hakikati bileceksiniz ve hakikat sizi hür kılacak.”

[33] Yahudiler İsa’ya, “Biz İbrahim’in soyundanız, hiçbir zaman kimsenin kölesi olmadık. Nasıl olur da hür kalacağımızı söylersin?” dediler.

[34] İsa şöyle cevap verdi: “Emin olun ki, günah işleyen, günahın kölesidir.

[35] Hiçbir köle, ev halkının üyesi değildir. Fakat oğul, ailenin ebedî üyesidir.

[36] Bu sebeple Oğul sizi hür kılarsa, gerçekten hür olursunuz.

[37] İbrahim’in soyundan geldiğinizi biliyorum. Buna rağmen beni öldürmek istiyorsunuz. Çünkü kalbinizde sözüme yer vermiyorsunuz.

[38] Ben size semavî Babam’ın huzurunda gördüklerimi anlatıyorum, sizse babanızdan duyduklarınızı yapıyorsunuz.”

[39] Yahudiler İsa’ya, “Bizim babamız İbrahim’dir” diye cevap verdiler. İsa onlara şöyle dedi: “Eğer gerçekten İbrahim’in evlâtları olsaydınız, İbrahim gibi davranırdınız.

[40] Oysa şimdi beni, Allah’ın emrettiği hakikati size bildiren kişiyi öldürmeye kalkıyorsunuz. İbrahim böyle yapmadı.

[41] Siz babanızın yaptığını yapıyorsunuz.” Bunun üzerine İsa’ya, “Biz gayrimeşru çocuklar değiliz! Bizim tek bir babamız var, o da Allah’tır” dediler.

[42] İsa şöyle karşılık verdi: “Eğer Allah babanız olsaydı, beni severdiniz. Çünkü ben Allah’tan geldim ve şimdi buradayım. Ben kendiliğimden gelmedim, beni O gönderdi.

[43] Söylediklerimi neden anlamıyorsunuz? Çünkü sözümü dinlemeye tahammül edemiyorsunuz.

[44] Sizin babanız İblis’tir, ona aitsiniz ve onun arzularını yerine getirmek istiyorsunuz. O başlangıçtan beri katildir. Hakikate daima karşı çıkmıştır, çünkü hakikatten mahrumdur. Yalan söylemekten zevk alır. Çünkü yalancıdır, yalanın babasıdır.

[45] Ama ben hakikati söylediğim için bana inanmıyorsunuz.

[46] Aranızda kim benim günah işlediğimi ispat edebilir? Hakikati söylüyorsam, neden bana inanmıyorsunuz?

[47] Allah’tan olan kişi Allah’ın sözlerini dinler. Sizse dinlemiyorsunuz, çünkü Allah’tan değilsiniz.”

[48] Yahudiler İsa’ya şöyle cevap verdiler: “Cin çarpmış bir Samiriyeli olduğunu söylemekte haksız mıyız?”

[49] İsa onlara şöyle dedi: “Beni cin çarpmadı. Ben yaptıklarımla semavî Babam’ı onurlandırıyorum, fakat siz beni aşağılıyorsunuz.

[50] Ben kendimi yüceltmeye çalışmıyorum. Beni yüceltmek isteyen biri vardır ve asıl yargıç O’dur.

[51] Emin olun, bir kimse sözüme itaat ederse ölümü asla tatmayacaktır.”

[52] Yahudiler şöyle karşılık verdi: “Artık seni cin çarptığına eminiz! İbrahim de, peygamberlerin hepsi de öldüler. Fakat sen, ‘Bir kimse sözüme itaat ederse ölümü asla tatmayacaktır’ diyorsun.

[53] Sen babamız İbrahim’den daha mı büyüksün? İbrahim de, peygamberler de öldüler. Sen kendini ne sanıyorsun?”

[54] İsa şöyle dedi: “Eğer ben kendimi yüceltirsem bunun hiçbir kıymeti olmaz. Beni yücelten, Allahımız dediğiniz semavî Babam’dır.

[55] Siz O’nu tanımıyorsunuz, fakat ben tanıyorum. Eğer O’nu tanımıyorum dersem, sizin gibi yalancı olurum. Fakat ben O’nu tanıyorum ve sözüne itaat ediyorum.

[56] Atanız İbrahim benim geleceğim günü göreceği için sevinip coştu. Gördü ve sevindi.”

[57] Yahudi önderler İsa’ya, “Sen ne diyorsun? Daha elli yaşında bile değilsin; İbrahim’i gördüğünü mü söylüyorsun?” dediler.

[58] İsa onlara şöyle dedi: “Emin olun ben, İbrahim daha doğmadan vardım, ezelden beri varım.”

[59] Yahudi önderler bu sözler üzerine O’nu taşlamak için yerden taş aldılar. Fakat İsa gizlenip mabet alanından çıktı.

Yuhanna — Chapters