Skip to content
Opens in a new window
Listen to this chapter • 7:22

[1] Beytanya köyünde Lazar adında bir adam yaşardı. Lazar hastaydı. Onun Meryem ve Marta adında iki kız kardeşi vardı.

[2] Meryem, Rab’bin ayaklarına hoş kokulu yağ döken ve sonra da saçlarıyla kurulayan kadındı.

[3] Meryem ve Marta İsa’ya, “Efendimiz, sevgili dostun Lazar hastalandı” diye haber yolladılar.

[4] İsa bu haberi alınca, “Bu hastalık ölümle sonuçlanmayacak. Allah’a izzet getirecek ve Allah’ın semavî Oğlu’nun övülmesine hizmet edecek” dedi.

[5] İsa Marta’yı, kız kardeşi Meryem’i ve Lazar’ı severdi.

[6] Lazar’ın hasta olduğunu duyunca hemen Beytanya’ya gitmedi, bulunduğu yerde iki gün daha kaldı.

[7] Sonra şakirtlerine, “Haydi, Yahudiye’ye geri dönelim” dedi.

[8] Şakirtleri, “Hocam, Yahudiye halkı seni daha yeni taşlamaya kalktı. Şimdi oraya geri mi döneceksin?” diye sordular.

[9] İsa şöyle cevap verdi: “Günün on iki saati aydınlık değil mi? Bir kimse gündüz vakti yürürse tökezleyip düşmez. Çünkü dünyanın ışığı sayesinde önünü görür.

[10] Ama gece yürüyen, ışıktan mahrum olduğu için tökezler.”

[11] Sonra, “Dostumuz Lazar uyudu, fakat onu uyandırmaya gideceğim” dedi.

[12] Şakirtleri, “Efendimiz, uyuyorsa iyileşecektir” dediler.

[13] İsa aslında Lazar’ın öldüğünü kastediyordu. Fakat şakirtleri Lazar’ın uyuduğunu sanmışlardı.

[14] Bunun üzerine İsa açıkça, “Lazar öldü” dedi.

[15] “Öldüğünde yanında olmadığıma seviniyorum. Sizin için de seviniyorum, çünkü bu vesileyle bana iman edeceksiniz. Şimdi Lazar’ın yanına gidelim.”

[16] ‘İkiz’ adıyla anılan Tomas diğer şakirtlere, “Haydi biz de gidelim ve O’nunla birlikte ölelim!” dedi.

[17] İsa Beytanya’ya vardı. O varmadan dört gün önce Lazar mezara konmuştu.

[18] Beytanya Kudüs’ten sadece üç kilometre uzaklıktaydı.

[19] Birçok Yahudi, kardeşlerini kaybeden Meryem ile Marta’yı teselli etmeye gelmişti.

[20] Marta İsa’nın geldiğini duydu; O’nu karşılamaya çıktı. Meryem ise evde kaldı.

[21] Marta İsa’ya, “Efendimiz, eğer burada olsaydın kardeşim ölmezdi.

[22] Ama şimdi bile, Allah’tan ne dilersen yerine getireceğini biliyorum” dedi.

[23] İsa, “Kardeşin dirilecek” dedi.

[24] Marta, “Evet, Kıyamet gününde dirileceğini biliyorum” dedi.

[25] İsa, “Diriliş ve hayat Ben’im. Bana iman eden, ölse de yaşayacaktır.

[26] Bu dünyada yaşarken bana iman eden asla ölmez. Buna iman ediyor musun?” dedi.

[27] Marta İsa’ya, “Evet Efendim! Beklediğimiz Allah’ın semavî Oğlu Mesih olduğuna iman ediyorum” cevabını verdi.

[28] Marta bunu söyledikten sonra kardeşi Meryem’in yanına döndü. Onu bir kenara çekti, “Hoca burada ve seni çağırıyor” dedi.

[29] Meryem bunu duyunca hemen yerinden kalktı, İsa’yı karşılamaya gitti.

[30] İsa henüz şehre girmemişti. Marta’nın kendisini karşıladığı yerde duruyordu.

[31] Meryem ile Marta’yı teselli etmek için evde bulunan Yahudiler Meryem’in kalkıp apar topar dışarı çıktığını gördüler. Ağlamak için mezara gideceğini sanarak onu takip ettiler.

[32] Meryem İsa’nın yanına vardı. O’nu görünce ayaklarına kapandı, “Efendimiz, eğer burada olsaydın kardeşim ölmezdi” dedi.

[33] Meryem’le arkasından gelen Yahudiler ağlıyordu; İsa’nın içini hüzün kapladı, yüreği sızladı.

[34] “Onu nereye koydunuz?” diye sordu. İsa’ya, “Efendimiz, gel gör” dediler.

[35] İsa ağladı.

[36] Bunu gören Yahudiler, “Bakın, Lazar’ı ne kadar çok seviyormuş!” dediler.

[37] İçlerinden bazıları ise şöyle dedi: “Bu adam körün gözlerini açtı; Lazar’ın ölmesine de engel olamaz mıydı?”

[38] İsa büyük üzüntü içinde mezara vardı. Lazar’ın yatırıldığı mezar bir mağaraydı. Ağzı büyük bir taşla kapatılmıştı.

[39] İsa, “Taşı çekin!” dedi. Lazar’ın kız kardeşi Marta, “Efendimiz, kardeşim öleli dört gün oldu. Artık kokmuştur” dedi.

[40] İsa Marta’ya şöyle dedi: “Sana, ‘İman edersen Allah’ın kudretini göreceksin’ demedim mi?”

[41] Mağaranın ağzını kapatan taşı yana yuvarladılar. İsa başını göğe kaldırdı ve dua etti: “Semavî Baba, beni işittiğin için sana şükrediyorum.

[42] Beni her zaman işittiğini biliyorum. Fakat bunu, etrafımda duran kalabalık beni senin gönderdiğine iman etsin diye söylüyorum.”

[43] Bundan sonra yüksek sesle, “Lazar, dışarı çık!” diye bağırdı.

[44] Ölmüş olan Lazar, mezardan dışarı çıktı. Elleri ve ayakları keten bezlerle sarılıydı. Yüzü bir peşkirle örtülüydü. İsa yanındakilere, “Onu çözün, bırakın gitsin” dedi.

[45] Meryem’e gelen ve İsa’nın yaptıklarını gören birçok Yahudi, İsa’ya iman etti.

[46] Ama içlerinden bazıları Ferisilere gidip İsa’nın yaptıklarını anlattı.

[47] Bunun üzerine başrahipler ve Ferisiler Yahudi Yüksek Meclisi’ni topladılar. “Ne yapacağız? Bu adam birçok alâmet yapıyor.

[48] Eğer böyle devam etmesine izin verirsek herkes O’na iman edecek. Romalılar da gelip mabedimizi ve halkımızı yok edecek” dediler.

[49] O sene başrahip olan ve toplantıda bulunan Kayafa, “Sizler hiçbir şey bilmiyorsunuz!” dedi.

[50] “Bütün halk yok olacağına, halk uğruna tek bir adamın yok olması daha iyidir. Bunu anlamıyor musunuz?”

[51] Kayafa bunu kendiliğinden söylemedi. O sene başrahipti, İsa’nın Yahudi halkı uğruna öleceğine dair kehanette bulunuyordu.

[52] İsa sadece Yahudi halkı için değil, Allah’ın dört bir yana dağılmış bütün evlâtları için ölecekti. Böylece Allah onları bir araya getirip tek bir halk yapacaktı.

[53] Yahudi önderler o günden sonra İsa’yı öldürmeyi tasarladılar.

[54] Bu sebeple İsa Yahudiler arasında alenen dolaşamaz oldu. Çöle yakın Efrayim şehrine gitti. Şakirtleriyle birlikte orada kaldı.

[55] Yahudilerin Fısıh Bayramı yaklaşıyordu. Taşrada yaşayan birçok kişi, bayramdan önce gerekli hazırlıkları yapmak ve arınmak için Kudüs’e gitti.

[56] Orada İsa’yı aramaya başladılar. Mabette birbirlerine, “Ne dersiniz? Sizce bayramı kutlamaya gelecek mi?” diye sordular.

[57] Başrahiplerle Ferisiler İsa’yı yakalamak için nerede olduğunu bilenlerin haber vermesini emretmişlerdi.

Yuhanna — Chapters