Skip to content
Opens in a new window
Listen to this chapter • 3:59

[1] İsa bunları söyledikten sonra gözlerini göğe kaldırdı, şöyle dua etti: “Semavî Baba, zaman geldi. Semavî Oğlun’u yücelt, semavî Oğul da seni yüceltsin.

[2] Çünkü sen O’na bütün insanlık üzerinde yetki verdin. O’na verdiğin herkese, ebedî hayat verecek.

[3] Ebedî hayat, insanların tek hakiki Allah olan seni ve gönderdiğin İsa Mesih’i tanımalarıdır.

[4] Yapmam için bana verdiğin işi bitirdim. Yeryüzünde seni yücelttim.

[5] Semavî Baba, şimdi beni huzurunda yücelt. Dünya yaratılmadan önce, senin bağrındayken sahip olduğum yüceliği bana ver.

[6] “Dünyadan alıp bana verdiğin insanlara seni tanıttım. Senindiler, onları bana verdin. Senin kelâmına itaat ettiler.

[7] Artık bana verdiğin her şeyin senden geldiğini biliyorlar.

[8] Bana bildirdiğin sözleri onlara ilettim. Onlar da kabul ettiler. Senden geldiğimi hakikaten anladılar, beni senin gönderdiğine iman ettiler.

[9] Şimdi onlar için dua ediyorum. Dünyadaki herkes için değil, bana verdiğin insanlar için dua ediyorum. Çünkü onlar senindir.

[10] Benim olan her şey senindir, seninkiler de benimdir. Ben onların vasıtasıyla yüceltildim.

[11] Artık sana geliyorum. Ben dünyada kalmayacağım, fakat şakirtlerim dünyadalar. Mukaddes semavî Baba, onları bana vermiş olduğun isminin kudretiyle koru. Onlar da bizim gibi bir olsunlar.

[12] Aralarında bulunduğum sürece, onları bana verdiğin isminin kudretiyle korudum, kolladım. Mukaddes yazıların yerine gelmesi için ezelden tayin edildiği gibi, cehennemlik adamdan başka hiçbiri mahvolmadı.

[13] “Şimdi sana geliyorum. Fakat bunları dünyadayken söylüyorum ki, şakirtlerim sahip olduğum sevince tamamen kavuşsun.

[14] Onlara senin kelâmını bildirdim. Fakat dünya onlardan nefret etti. Çünkü ben dünyaya ait olmadığım gibi, onlar da dünyaya ait değiller.

[15] Onları dünyadan almanı değil, Şeytan’dan korumanı diliyorum.

[16] Ben dünyaya ait olmadığım gibi onlar da bu dünyaya ait değiller.

[17] Senin kelâmın hakikattir. Onları bu hakikatle takdis et.

[18] Beni dünyaya gönderdiğin gibi ben de onları dünyaya gönderdim.

[19] Kendimi onlara vakfettim; öyle ki onlar da hakikaten kendilerini sana vakfetsinler.

[20] “Sadece onlar için değil, onların vaazı vasıtasıyla bana iman edecek olanlar için de dua ediyorum.

[21] Semavî Baba, bana iman edenlerin hepsi bir olsun. Senin bende olduğun ve benim sende olduğum gibi, onlar da bizde olsunlar. Böylece dünya beni senin gönderdiğine iman etsin.

[22] Bana vermiş olduğun ihtişamı onlara verdim. Öyle ki, onlar da bizim gibi bir olsunlar.

[23] Senin bende olduğun gibi ben de onlarda olacağım. Böylece hepsi mükemmel birliğe kavuşacak. O zaman dünya beni senin gönderdiğini, beni sevdiğin gibi onları da sevdiğini anlayacak.

[24] Semavî Baba, bana verdiğin bütün insanların, bulunduğum yerde benimle birlikte olmalarını ve ihtişamımı görmelerini diliyorum. Bu ihtişamı bana, daha dünya yaratılmadan önce, beni sevdiğin için verdin.

[25] Adil semavî Baba, dünya seni tanımıyor, fakat ben seni tanıyorum. Şakirtlerim de beni senin gönderdiğini biliyorlar.

[26] Seni onlara tanıttım ve tanıtmaya devam edeceğim. Böylece bana beslediğin sevgi onlarda da olsun ve ben onlarda yaşayayım.”

Yuhanna — Chapters