Skip to content
Opens in a new window
Listen to this chapter • 7:33

[1] Ferisiler, İsa’nın Yahya’dan daha çok şakirt topladığını ve vaftiz ettiğini duydular. İsa Ferisilerin bunu duyduklarını öğrendi.

[2] Aslında İsa’nın kendisi değil, şakirtleri vaftiz ediyordu.

[3] İsa bunun üzerine Yahudiye’den ayrıldı; Celile bölgesine geri dönmek üzere yola çıktı.

[4] Ancak Celile’ye gitmek için Samiriye’den geçmesi gerekiyordu.

[5] Samiriye’nin Sihar şehrine vardı. Sihar, Yakub’un oğlu Yusuf’a vermiş olduğu tarlanın yakınındadır.

[6] Yakub’un kuyusu da burada bulunuyor. İsa yaptığı yolculuktan yorulmuştu; dinlenmek için kuyunun başına oturdu. Öğle vaktiydi.

[7] Samiriyeli bir kadın su çekmek için kuyuya geldi. İsa kadına, “Su ver içeyim” dedi.

[8] O sırada İsa’nın şakirtleri yiyecek almak için şehre gitmişlerdi.

[9] Kadın İsa’ya, “Sen Yahudi’sin bense Samiriyeli bir kadınım” dedi, “Nasıl olur da benden su istersin?” Çünkü Yahudiler Samiriyelileri hakir görürlerdi.

[10] İsa şu cevabı verdi: “Allah’ın sana neler verebileceğinden haberin yok. Senden su isteyenin kim olduğunu da bilmiyorsun. Eğer bilseydin benden dilerdin, ben de sana hayat suyunu verirdim.”

[11] Kadın İsa’ya, “Efendim, kuyu derin, su çekecek kovan da yok. Hayat suyunu nereden bulacaksın?

[12] Sen atamız Yakub’dan daha mı büyüksün? Bu kuyuyu bize o verdi. Hem kendisi hem oğulları hem de hayvanları bu kuyudan içtiler” dedi.

[13] İsa şöyle cevap verdi: “Bu kuyudan içen herkes yine susayacak.

[14] Fakat benim vereceğim sudan içen, asla susamayacak. Benim vereceğim su tükenmeyen bir pınardır. Ondan içen ebedî hayata kavuşur.”

[15] Kadın, “Efendim, bu suyu bana ver, bir daha ne susayayım, ne de su çekmek için buraya kadar geleyim” dedi.

[16] İsa, “Git kocanı çağır ve buraya gel” dedi.

[17] Kadın, “Benim kocam yok” cevabını verdi. İsa, “Kocam yok demekle doğruyu söyledin” dedi.

[18] “Çünkü daha önce beş kocaya vardın, fakat şimdi birlikte yaşadığın adam kocan değil. Doğru söyledin.”

[19] Bunun üzerine kadın, “Efendim, şimdi anladım ki, sen bir peygambersin” dedi.

[20] “Atalarımız Allah’a bu dağda ibadet ettiler. Fakat siz Yahudiler Allah’a Kudüs’te ibadet edilmeli diyorsunuz.”

[21] İsa kadına, “Bana inan!” dedi, “Öyle bir saat geliyor ki, Allah’a ne Kudüs’te ne de bu dağda ibadet edeceksiniz.

[22] Siz kime ibadet ettiğinizi bilmiyorsunuz. Oysa biz kime ibadet ettiğimizi biliyoruz. Çünkü kurtuluş Yahudilerdendir.

[23] Ama yürekten ibadet edenlerin, semavî Baba’ya ruhen ve hakikaten ibadet edecekleri saat geliyor. İşte o saat geldi. Semavî Babamız Allah insanların kendisine böyle ibadet etmesini istiyor.

[24] Allah ruhtur. Bu yüzden O’na ibadet edenler de ruhen ve hakikaten ibadet etmelidirler.”

[25] Kadın, “Mesih denilen Kurtarıcı’nın geleceğini biliyorum. O gelince bize her şeyi açıklayacak” dedi.

[26] Bunun üzerine İsa, “Seninle konuşan ben O’yum” dedi.

[27] Bu sırada İsa’nın şakirtleri geri geldi. İsa’nın bir kadınla konuştuğunu görünce şaştılar. Fakat hiçbiri kadına, “Ne istiyorsun?” ya da İsa’ya, “O kadınla neden konuşuyorsun?” demedi.

[28] Kadın su testisini orada bırakıp şehre döndü, önüne gelen herkese şöyle dedi:

[29] “Gelin, yaptığım her şeyi bana söyleyen adamı görün. Acaba o Mesih olabilir mi?”

[30] Bunun üzerine şehir halkı İsa’yı görmeye gitti.

[31] Bu arada İsa’nın şakirtleri, “Hocam, bir şeyler ye!” diye yalvardılar.

[32] İsa onlara, “Sizin hiç bilmediğiniz bir yemeğim var” dedi.

[33] Şakirtler birbirlerine, “Acaba biri O’na yemek mi getirdi?” diye sordular.

[34] İsa şöyle dedi: “Benim yemeğim, beni gönderenin isteğini yerine getirmek ve bana verdiği işi tamamlamaktır.

[35] Ekin ektiğinizde, ‘Ekinleri biçmeye daha dört ay var’ dersiniz, değil mi? Fakat ben size, başınızı kaldırın, tarlalara bakın diyorum. Ekinler sararmış, biçilmeye hazırdır.

[36] Eken ve biçen birlikte sevinsinler diye biçen kişi şimdiden ücretini alır ve ebedî hayat için ürün toplar.

[37] ‘Biri eker, başkası biçer’ sözü bu bakımdan doğrudur.

[38] Ben sizi, emek vermediğiniz bir ürünü biçmeye gönderiyorum. Emeği başkaları verdi, sizse onların emeğine ortak oldunuz.”

[39] “Yaptığım her şeyi bana söyledi” diyerek İsa’ya şahitlik eden kadının sözleri sayesinde o şehirde birçok Samiriyeli İsa’ya iman etti.

[40] Bunlar İsa’ya gittiler, kendileriyle kalması için O’na yalvardılar. Bunun üzerine İsa orada iki gün kaldı.

[41] O’nun sözlerini işiten daha birçok kişi iman etti.

[42] Bu kişiler kadına, “Başlangıçta senin bize söylediklerin üzerine İsa’ya iman etmiştik. Fakat şimdi O’nu kendimiz işittiğimiz için iman ediyoruz. Artık O’nun hakikaten dünyanın Kurtarıcısı olduğunu biliyoruz” dediler.

[43] İki gün sonra İsa oradan ayrılıp Celile’ye gitti.

[44] Daha önce, peygamberlerin kendi memleketlerinde saygı görmediğini söylemişti.

[45] Celile’ye vardığında yöre halkı O’nu sevinçle karşıladı. Çünkü onlar da Fısıh Bayramı’nı Kudüs’te kutlamış ve İsa’nın orada yaptığı her şeyi görmüşlerdi.

[46] İsa Celile’nin Kana köyünü tekrar ziyaret etti. Daha önce bu köyde suyu şaraba çevirmişti. Orada önemli bir saray memuru yaşardı; oğlu Kefarnahum şehrinde hasta yatıyordu.

[47] Memur, İsa’nın Yahudiye’den Celile’ye geldiğini duyunca kalkıp yanına gitti. Kendisiyle Kefarnahum’a gitmesi ve ölüm döşeğindeki oğlunu iyileştirmesi için yalvardı.

[48] İsa ona, “Sizler alâmetler ve harikalar görmedikçe bana iman etmeyeceksiniz” dedi.

[49] Saray memuru İsa’ya, “Efendim, ne olur çocuğum ölmeden yetiş!” dedi.

[50] İsa ona, “Git, oğlun iyileşecek” dedi. Adam İsa’nın sözüne güvendi ve evine döndü.

[51] Daha yoldayken, köleleri adamı karşıladılar, “Oğlun iyileşti” diye haber verdiler.

[52] Adam, “Oğlum ne zaman iyileşti?” diye sordu. Köleleri, “Dün öğlen saat bir sularında ateşi düştü” dediler.

[53] Çocuğun babası bu saatin İsa’nın kendisine, “Oğlun iyileşecek” dediği saat olduğunu fark etti. Bunun üzerine hem kendisi hem de bütün ev halkı İsa’ya iman ettiler.

[54] Bu, İsa’nın Yahudiye’den Celile’ye döndükten sonra yaptığı ikinci alâmetti.

Yuhanna — Chapters