Skip to content
Opens in a new window
Listen to this chapter • 3:20

[1] Beşinci melek borazanını üfledi. Gökten yere düşmüş bir yıldız gördüm. Dipsiz derinliklere açılan Gayya kuyusunun anahtarı ona verildi.

[2] Kuyuyu açtığında büyük bir ocağın dumanına benzer bir duman çıktı. Kuyunun dumanından güneş ve hava karardı.

[3] Dumanın içinden çekirgeler çıkıp yeryüzüne yağdılar. Bunlara akreplerin ısırmasına benzer kuvvet verildi.

[4] Çekirgelere yeryüzündeki otlara, herhangi bir bitki veya ağaca zarar vermemeleri söylendi. Sadece alınlarında Allah’ın mührünü taşımayan insanlara zarar vereceklerdi.

[5] Çekirgelere, bu insanları öldürme izni verilmemişti. Onlara ancak beş ay süreyle eziyet edebilirlerdi. Verdikleri ıstırap, akrebin insanı soktuğu zaman verdiği ıstıraba benziyordu.

[6] İnsanlar o günlerde ölmek isteyecek, fakat ölemeyecekler. Ölmeyi özleyecekler, fakat ölüm onlardan kaçacak.

[7] Çekirgeler savaşa hazırlanmış atlara benziyordu. Başlarında altın taçlara benzer başlıklar vardı. Yüzleri insan yüzü gibiydi.

[8] Saçları kadın saçına, dişleri aslan dişine benziyordu.

[9] Demir zırhı andıran göğüs zırhları vardı. Kanatlarının sesi, akın akın savaşa giden çok sayıda atlı arabanın sesine benziyordu.

[10] Akrebinkine benzer kuyrukları ve iğneleri vardı. Kuyruklarında, insanlara beş ay ıstırap verecek kuvvete sahiptiler.

[11] Başlarında kral olarak dipsiz derinliklerin meleği vardı. Bu meleğin İbranice adı Avaddon, Grekçe adıysa Apolyon’dur.

[12] Birinci felâket geçti, işte bundan sonra iki felâket daha geliyor.

[13] Altıncı melek borazanını üfledi. Allah’ın huzurunda altın bir sunak vardı. Bu sunağın dört köşesinde birer boynuz bulunuyordu. Boynuzlardan gelen sesi işittim.

[14] Ses, elinde borazan olan altıncı meleğe, “Büyük Fırat Irmağı’nın yanında bağlı duran dört meleği çöz” dedi.

[15] Bu dört melek tam o saat, o gün, o ay, o yıl için hazır tutuluyordu. İnsanların üçte birini öldürsünler diye serbest bırakıldılar.

[16] Atlı askerlerinin sayısını işittim. Sayıları iki yüz milyondu.

[17] Düşümde atları ve binicilerini gördüm. Ateş, mor yakut ve kükürt renginde göğüs zırhları kuşanmışlardı. Atların başları aslan başına benziyordu. Ağızlarından ateş, duman ve kükürt fışkırıyordu.

[18] İnsanların üçte biri bunların ağzından fışkıran üç belâdan, yani ateş, duman ve kükürtten öldü.

[19] Atların kuvveti ağızlarında ve kuyruklarındadır. Yılana benzeyen kuyruklarının başıyla ıstırap verirler.

[20] Bu belâlardan ölmeyip de sağ kalan insanlar, kendi elleriyle yaptıkları putlara secde etmekten vazgeçmediler. Cinlere, göremeyen, işitemeyen, yürüyemeyen altın, gümüş, tunç, taş, tahta putlara secde etmekten tövbe etmediler.

[21] Adam öldürmekten, büyü, zina, hırsızlık yapmaktan da tövbe etmediler.

Vahi̇y — Chapters