Skip to content
Opens in a new window
Listen to this chapter • 3:36

[1] Mabetten yükselen gür bir ses işittim. Ses yedi meleğe şöyle dedi: “Gidin, Allah’ın öfkesiyle dolu yedi tası yeryüzüne boşaltın!”

[2] Birinci melek gidip tasını yeryüzüne boşalttı. Canavarın damgasını taşıyıp heykeline secde edenlerin üzerinde ıstırap veren iğrenç yaralar oluştu.

[3] İkinci melek tasını denize boşalttı. Deniz ölü kanına benzer kana dönüştü, içindeki bütün canlılar öldü.

[4] Üçüncü melek tasını ırmaklara, su pınarlarına boşalttı; bunlar da kana dönüştü.

[5] Sulardan sorumlu meleğin şöyle dediğini işittim: “Ey ezelden beri var olan mukaddes Allah! Bu hükümlerinde adilsin.

[6] Zalimler müminlerin ve peygamberlerin kanını döktüler. Sen de onlara içmeleri için kan verdin. Bunu hak ettiler.”

[7] Sunaktan bir ses işittim. Şöyle diyordu: “Evet, kadir Rab Allah, hükümlerin doğru ve adildir.”

[8] Dördüncü melek tasını güneşe boşalttı. Allah’ın izniyle güneş insanları yakmaya başladı.

[9] İnsanlar güneşin korkunç hararetiyle kavruldular. Fakat tövbe edip bu belâlara hükmeden Allah’a izzet vereceklerine, küfrettiler.

[10] Beşinci melek tasını canavarın tahtına boşalttı. Canavarın hükümranlığı karanlığa gömüldü. İnsanlar ıstıraptan dillerini ısırdılar.

[11] Istırapları ve yaraları yüzünden semadan hüküm süren Allah’a küfrettiler. Yaptıklarından tövbe etmediler.

[12] Altıncı melek tasını büyük Fırat Irmağı’na boşalttı. Irmağın suları kurudu. Böylece gündoğusundan gelen krallara yol açıldı.

[13] Bundan sonra ejderin ağzından, canavarın ağzından ve sahte peygamberin ağzından kurbağaya benzeyen üç şeytanî ruhun çıktığını gördüm.

[14] Bunlar mucizevî alâmetler gerçekleştiren cinlerin ruhlarıdır. Kadir Allah’ın büyük hesap gününde kopacak savaş için bütün dünyanın krallarını toplamaya gidiyorlar.

[15] İsa Mesih diyor ki: “İşte hırsız gibi, aniden geleceğim! Soyunup yatmayan, uyanık duran kişiye ne mutlu! Çünkü böyleleri çıplak dolaşmayacak ve mahrem yerlerini teşhir etmeyecekler.”

[16] Sonra üç şeytanî ruh, kralları İbranice Armagedon denen yere topladılar.

[17] Yedinci melek tasını havaya boşalttı. Mabetteki tahttan yükselen gür bir ses, “Tamamlandı!” dedi.

[18] O vakit şimşekler çaktı, uğultular işitildi, gök gürledi. Öyle büyük bir deprem oldu ki, insan oldu olalı bu kadar büyük bir deprem olmamıştı.

[19] Büyük şehir Babil üçe bölündü. Milletlerin şehirleri de yerle bir oldu. Allah büyük Babil’i cezalandırmayı ihmal etmedi. Allah’ın şiddetli gazabı kuvvetli şarap gibidir. Bu şarapla dolu kâseden Babil’e içirdi.

[20] Bütün adalar ortadan kalktı, dağlar yok oldu.

[21] İnsanların üzerine gökten iri dolu yağdı. Her bir dolu tanesi yaklaşık kırk kilo ağırlığındaydı. Dolu belâsı öyle korkunçtu ki, insanlar bu yüzden Allah’a küfrettiler.

Vahi̇y — Chapters