Skip to content
Opens in a new window
Listen to this chapter • 8:47

[1] Ey mümin kardeşlerim, size vazettiğim ebedî kurtuluş müjdesini tekrar hatırlatmak istiyorum. Kurtuluş müjdesini kabul ettiniz ve ona hâlâ imanla bağlısınız.

[2] Onun vasıtasıyla da kurtuluş bulursunuz; yeter ki, size müjdelediğimiz bu habere sımsıkı tutunasınız. Yoksa boşuna iman etmiş olursunuz.

[3] Aldığım hakikatleri öncelikle size ilettim. En önemli hakikat şudur: Mukaddes yazıların önceden bildirdiği gibi, Mesih günahlarımıza karşılık öldü.

[4] Gömüldü ve yine mukaddes yazıların bildirdiği gibi üçüncü gün dirildi.

[5] Petrus’a, sonra on iki havarinin hepsine göründü.

[6] Bundan sonra aynı anda beş yüzden fazla mümine göründü. Bunlardan bazıları öldü, fakat çoğu hâlen sağ.

[7] Sonra Yakub’a göründü, ardından yine bütün havarilere göründü.

[8] En nihayetinde bana da göründü. Bu bakımdan vaktinden önce doğan bebeğe benziyorum.

[9] Ben havarilerin en önemsiziyim. Havari diye anılmaya bile lâyık değilim. Çünkü geçmişte Allah’ın cemaatine zulmederdim.

[10] Fakat şimdi her neysem, Allah’ın lütfuyla öyleyim. Allah’ın bana bahşettiği lütuf boşa gitmedi. Çünkü Allah yolunda diğer havarilerden daha çok çalıştım. Aslında çalışan ben değilim. Allah’ın lütfu benim vasıtamla çalışır.

[11] Bu sebepten kurtuluş müjdesini ister ben ister diğer havarilerden biri vazetsin, hiç fark etmez. Hepimiz aynı kurtuluşu müjdeliyoruz. Sizin iman ettiğiniz işte budur.

[12] Biz İsa Mesih’in ölümden dirildiğini vazediyoruz; nasıl olur da bazılarınız ölüler dirilmeyecek diyor?

[13] Ölüler dirilmeyecekse Mesih de dirilmemiş demektir.

[14] Mesih dirilmemişse vaazımız boş demektir. İmanınız da boş.

[15] Bu durumda Allah’ın yalancı şahitleri durumuna düşeriz. Çünkü Allah’ın Mesih’i dirilttiğine şahitlik ettik. Fakat ölüler hakikaten dirilmeyecekse Allah Mesih’i de diriltmemiş demektir.

[16] Ölüler dirilmezse Mesih de dirilmemiştir.

[17] Mesih dirilmemişse imanınız boştur; hâlâ günahlarınız yüzünden suçlu durumdasınız.

[18] Hayata gözlerini yummuş Mesih imanlıları da helâk olmuş demektir.

[19] Eğer yalnız bu hayat için Mesih’e umut bağladıysak, herkesten çok acınacak durumdayız!

[20] Fakat Mesih hakikaten ölümden dirildi. Böylece ölülerin dirileceğinin teminatı oldu.

[21] Ölüm bir insan, yani Âdem vasıtasıyla geldi; ölümden dirilmek de başka bir insan, yani Mesih vasıtasıyla gelir.

[22] Herkes nasıl Âdem yüzünden ölüyorsa, aynı şekilde herkes Mesih sayesinde ebedî hayata kavuşacaktır.

[23] Ancak herkes sırası gelince dirilecek. İlkin Mesih dirildi. Sonra Mesih’in tekrar gelişinde O’na ait olanlar dirilecek.

[24] Bundan sonra Mesih her yönetimi, hâkimiyeti ve gücü yok edecek. Hükümranlığı semavî Babamız Allah’a teslim edecek; bu da dünyanın sonu olacak.

[25] Çünkü Allah bütün düşmanlarını Mesih’in ayakları altına serinceye kadar Mesih’in hüküm sürmesi gerekiyor.

[26] Yok edilecek son düşman ölümdür.

[27] Zebur’da yazıldığı gibi, “Allah her şeyi O’na tâbi kıldı, O’nun ayakları altına serdi”. Belli ki Allah bu “her şey” in dışındadır.

[28] Allah her şeyi semavî Oğul’a tâbi kılacak. O zaman semavî Oğul her şeyi kendisine tâbi kılan Allah’a tâbi olacak. Böylece Allah her şeyin mutlak hâkimi olacaktır.

[29] Eğer diriliş yoksa ölüler adına vaftiz olanlarınız ne olacak? Ölüler kesinlikle dirilmeyecekse insanlar ne diye onların adına vaftiz oluyor?

[30] Peki ya biz, niçin her an canımızı tehlikeye atıyoruz?

[31] Ey mümin kardeşlerim, Efendimiz Mesih İsa’ya olan imanınızdan ötürü sizinle iftihar ediyorum; bunun için her gün ölümle yüz yüze geliyorum.

[32] Efes’te vahşi hayvanlara benzer bir güruhla mücadele ettim. Eğer bunu dünyevî sebeplerle yaptıysam, bundan ne kazancım olacak? Eğer ölüler dirilmeyecekse o zaman Yeşaya Peygamber’in dediği gibi, “Yiyelim, içelim; nasıl olsa yarın ölüp gideceğiz.”

[33] Aldanmayın. “Kötü arkadaş iyi huyu bozar” diye bir söz vardır.

[34] Aklınızı başınıza toplayın. Günah işlemeyi bırakın. Aranızda hâlâ Allah’ı bilmeyenler var, utanın diyorum.

[35] “Ölüler nasıl dirilecek? Bedenleri nasıl olacak?” diye soranlar çıkabilir.

[36] Bunlar akılsızca sorulardır. Tohumu düşünün. Ektiğiniz tohum ölmeden yeşermez ki!

[37] Toprağa ektiğiniz şey, ister buğday ister başka bir tahıl olsun, yalnızca tohumdur. Tohumun hâsıl edeceği olgun bitkiyi toprağa ekmiyorsunuz.

[38] Allah tohuma istediği biçimi verir; her tohumu türüne uygun bir bedene büründürür.

[39] Her canlının eti farklıdır. İnsan, hayvan, kuş ya da balık olsun, hepsinin eti ayrıdır.

[40] Bunun gibi semavî ve dünyevî cisimler vardır. Semavî cisimlerin ihtişamı başka, dünyevî cisimlerin ihtişamı başkadır.

[41] Güneşin ihtişamı başka, ayın ve yıldızların ihtişamı bir başkadır. Hatta her yıldızın ihtişamı farklıdır.

[42] İşte ölüler dirildiği zaman böyle olur. Ölü beden çürümeye mahkûm olarak gömülür; çürümez beden olarak diriltilir.

[43] Düşkün ve zayıf halde gömülür, izzet ve kudretle diriltilir.

[44] Nefsanî beden olarak gömülür, ruhani beden olarak diriltilir. Nefsanî bedenler olduğu gibi, ruhani bedenler de vardır.

[45] Tevrat’ta yazıldığı gibi, “İlk insan Âdem nefsanî varlık oldu”. Fakat son Âdem, yani İsa Mesih, hayat veren Ruh’tur.

[46] İlk önce nefsanî insan geldi, sonra ruhani insan ortaya çıktı.

[47] İlk insan yerden, topraktan, yerden yaratıldı. İkinci insan semadan geldi.

[48] Topraktan yaratılan Âdem nasılsa, topraktan olan bütün insanlar da öyledir. Semadan gelen İsa nasılsa, semaya ait olan bütün insanlar da öyledir.

[49] Bizler bu dünyadayken topraktan yaratılan Âdem’e benzeriz; semadayken semadan gelen İsa’ya benzeyeceğiz.

[50] Mümin kardeşlerim, dediğim şu: Etten ve kandan müteşekkil bedenlerimiz, Allah’ın ebedî hükümranlığına giremez. Çürüyüp gidecek olan bu bedenlerimiz hiçbir şeyin çürümediği ebediyete kavuşamaz.

[51] Dinleyin, size bir sır vereyim. Hepimiz ölmeyeceğiz, fakat hepimiz değiştirileceğiz.

[52] Son borazan çalınacak ve bir anda, göz açıp kapayana kadar değişeceğiz. Borazan çalındığında, ölüler ölümsüz bedenlerle dirilecek. Hâlâ hayatta olan bizler de değişeceğiz.

[53] Zira çürümeye mahkûm olan bu bedenimiz, hiçbir zaman çürümeyecek bir hale dönecek; bu ölümlü bedenimiz ölümsüzlüğe bürünecek.

[54] Çürümeye mahkûm olan bu ölümlü bedenimiz, değişip ölümsüz ve çürümez hale geldiğinde, Yeşaya Peygamber’in şu sözü yerine gelecektir: “Ölüm ortadan kalktı! Zafer kazanıldı!”

[55] “Ey Ölüm, hani zaferin?” “Ey Ölüm, hani zehirli iğnen?”

[56] Ölümün ‘zehirli iğnesi’ günahlarımızdır. Günah ise gücünü Tevrat’ın şeriatından alır.

[57] Allah’a şükürler olsun! Çünkü Efendimiz İsa Mesih vasıtasıyla ölüme karşı bize zafer kazandıran O’dur.

[58] Sevgili kardeşlerim, madem öyle, imanınızda sıkı durun, sarsılmayın. Kendinizi hep Efendimizin yolunda hizmete verin! Unutmayın, Efendimize ait olduğunuz için verdiğiniz emek boşa gitmez.

1.kori̇ntli̇ler — Chapters