[1] Ey mümin kardeşler, Yahudi atalarımızın başına gelenleri hatırlayın. Hepsi Allah’ın gönderdiği bulutla korundu, hepsi çekilen denizin yatağından geçti.
[2] Musa Peygamber’e itaat etmek üzere hepsi bulutta ve denizde âdeta vaftiz oldu.
[3] Hepsi aynı ruhani yiyecekten yedi,
[4] aynı ruhani içecekten içti. Çünkü onlara eşlik eden ruhani kayadan çıkan suyu içtiler. O kaya Mesih’ti.
[5] Allah yine de bu atalarımızın çoğundan razı değildi. Nitekim birçoğu çölde öldüler.
[6] Bu olaylar bize ibrettir. Şöyle ki, atalarımız gibi kötü şeyleri arzulamayalım.
[7] Onlardan bazıları gibi putlara ibadet etmeyin. Bakın, Tevrat’ta ne yazıyor: “Halk yiyip içmek için sofraya oturdu, sonra kalkıp putların önünde çılgınca eğlendi”.
[8] Bazıları gibi fuhşa kapılmayın. Bir gün içinde İsrailoğullarından yirmi üç bin kişi bu günah yüzünden öldü.
[9] Bazıları gibi Mesih’in sabrını zorlamayın. Böyle yapanları yılanlar sokup öldürdü.
[10] Bazıları gibi homurdanmayın. Böyle yapanları ölüm meleği yok etti.
[11] Bu halkın başına gelenlerden ibret almalıyız. Bu olaylar, ahir zamanda yaşayan bizlere ikaz olsun diye kayda geçirildi.
[12] Öyleyse sağlam yerde durduğunu düşünen dikkat etsin, düşmesin.
[13] Karşılaştığınız tecrübeler, herkesin karşılaştığı insanî tecrübelerdir. Allah’a güvenin; Allah gücünüzü aşan tecrübelerden geçmenize müsaade etmez. Zorluklarla imtihan edildiğinizde dayanabilmeniz için size çıkış yolunu da sağlar.
[14] Sevgili mümin kardeşlerim, bu sebeple putperestlikten uzak durun.
[15] Sizler aklı başında olan insanlarsınız. Söylediklerim doğru mu, değil mi kendiniz karar verin.
[16] Rab’bin Sofrası ayininde takdis ettiğimiz kâseden içtiğimiz zaman Mesih’in kanıyla sağladığı kefarete hissedar oluyoruz. Ekmeği bölüştürüp yediğimiz zaman, Mesih’in çarmıhta deşilen bedeniyle sağladığı kefarete hissedar oluyoruz.
[17] Bu ayinde birçok parçaya ayrılan ve Mesih’in bedenini temsil eden ekmek tektir. Biz de sayıca çok olduğumuz halde tek bir beden teşkil ediyoruz. Çünkü hepimiz o tek ekmeği paylaşıyoruz.
[18] İsrail halkını düşünün. Allah’ın mabedindeki sunakta kesilen kurban etlerini yiyenler, sunakta sunulan kurban sayesinde ibadette birleşiyorlar.
[19] Bununla ne demek istiyorum? Putların ya da putlara adanan yiyeceklerin önemli olduğunu mu söylüyorum?
[20] Elbette hayır. Fakat putperestler, adaklarını Allah’a değil, cinlere sunuyorlar. Cinlerle münasebetiniz olsun istemiyorum!
[21] Rab’bin kâsesinden içtikten sonra gidip cinlerin kâsesinden içemezsiniz. Rab’bin Sofrası’ndan yedikten sonra gidip cinlerin sofrasından yiyemezsiniz.
[22] Bunu yaparsak Rab’bi kıskandırırız. Bunu yapmak istiyor muyuz? Biz Rab’den daha güçlü müyüz?
[23] “Ne yapsam bana caiz” diyorsunuz. Fakat her yaptığım şey bana hayır getirmez. “Ne yapsam bana caiz”. Fakat her yaptığım şey başkalarının imanını geliştirmez.
[24] Yalnız kendi çıkarınızı düşünmeyin, başkalarını da düşünün.
[25] Kasaplar çarşısında satılan eti vicdan muhasebesi yapmadan yiyebilirsiniz.
[26] Çünkü “yeryüzü ve içindeki her şey Rab’be aittir.”
[27] İman etmemiş biri sizi evine davet edebilir. Eğer gitmeye karar verirseniz, önünüze konan her yiyeceği vicdan meselesi yapmadan yiyebilirsiniz.
[28] Fakat biri, “Bu et puta sunulan kurban etidir” derse, o zaman yemeyin. Bu ikazı yapan kişi için ve vicdan huzuru için yemeyin.
[29] Senin değil, öbür adamın vicdan huzuru için demek istiyorum. Fakat sen şöyle diyebilirsin: “Başkasının vicdanı benim hürriyetimi niçin sınırlasın?
[30] Eğer yemeğimi Allah’a şükrederek yiyorsam, şükrettiğim şey için neden kötüleneyim?”
[31] Bunun için ne yerseniz, ne içerseniz, ne yaparsanız hep Allah’ın izzeti için olsun!
[32] İster Yahudi, ister Grek, isterse Allah’ın cemaatinden olsun, kimsenin ayartılmasına sebep olmayın!
[33] Benim gibi olun. Ben kendi çıkarımı düşünmüyorum, çoğunluğun çıkarını düşünüyorum. Herkesi her yönden hoşnut etmeye çalışıyorum. Çünkü ebedî kurtuluşa erişmelerini istiyorum.