Skip to content
Opens in a new window
Listen to this chapter • 1:39

[1] Vay sana, yıkıp yok eden Ama kendisi yıkılmamış olan! Vay sana, ihanete uğramamış hain! Yıkıma son verir vermez sen de yıkılacaksın, İhanetin sona erer ermez sen de ihanete uğrayacaksın.

[2] Ya RAB, lütfet bize, Çünkü sana umut bağladık, Gün be gün gücümüz ol! Sıkıntıya düştüğümüzde bizi kurtar.

[3] Kükreyişinden halklar kaçışır, Sen ayağa kalkınca uluslar darmadağın olur.

[4] Çekirgeler tarlayı nasıl yağmalarsa, Ganimetiniz de öyle yağmalanacak, ey uluslar. Malınızın üzerine çekirge sürüsü gibi saldıracaklar.

[5] Yükseklerde oturan RAB yücedir, Siyon'u adalet ve doğrulukla doldurur.

[6] Yaşadığınız sürenin güvencesi O'dur. Bol bol kurtuluş, bilgi ve bilgelik sağlayacak. Halkın hazinesi RAB korkusudur.

[7] İşte, en yiğitleri sokaklarda feryat ediyor, Barış elçileri acı acı ağlıyor.

[8] Anayollar bomboş, Yolculuk eden kimse kalmadı. Düşman antlaşmayı bozdu, kentleri hor gördü, İnsanları hiçe saydı.

[9] Ülke yas tutuyor, zayıflıyor. Lübnan utancından soldu, Şaron Ovası çöle döndü, Başan ve Karmel'de ağaçlar yaprak döküyor.

[10] RAB diyor ki, "Şimdi harekete geçeceğim, Ne denli yüce ve üstün olduğumu göstereceğim.

[11] Samana gebe kalıp anız doğuracaksınız, Soluğunuz sizi yiyip bitiren bir ateş olacak.

[12] Halklar yanıp kül olacak, Kesilip yakılan dikenli çalı gibi olacak.

[13] "Ey uzaktakiler, ne yaptığımı işitin, Ey yakındakiler, gücümü anlayın."

[14] Siyon'daki günahkârlar dehşet içinde, Tanrısızları titreme aldı. "Her şeyi yiyip bitiren ateşin yanında Hangimiz oturabilir? Sonsuza dek sönmeyecek alevin yanında Hangimiz yaşayabilir?" diye soruyorlar.

[15] Ama doğru yolda yürüyüp doğru dürüst konuşan, Zorbalıkla edinilen kazancı reddeden, Elini rüşvetten uzak tutan, Kan dökenlerin telkinlerine kulak vermeyen, Kötülük görmeye dayanamayan,

[16] Yükseklerde oturacak; Uçurumun başındaki kaleler onun korunağı olacak, Ekmeği sağlanacak, hiç susuz kalmayacak.

[17] Kralı bütün güzelliğiyle görecek, Uçsuz bucaksız ülkeyi seyredeceksin.

[18] "Haracı tartıp kaydeden nerede, Kulelerden sorumlu olan nerede?" diyerek Geçmişteki dehşetli günleri düşüneceksin.

[19] Garip, anlaşılmaz bir yabancı dil konuşan O küstah halkı artık görmeyeceksin.

[20] Bayramlarımızın kenti olan Siyon'a bak! Yeruşalim'i bir esenlik yurdu, Kazıkları asla yerinden sökülmeyen, Gergi ipleri hiç kopmayan, Sarsılmaz bir çadır olarak görecek gözlerin.

[21] Heybetli RAB orada bizden yana olacak. Orası geniş ırmakların, çayların yeri olacak. Bunların üzerinden ne kürekli tekneler, Ne de büyük gemiler geçecek.

[22] Çünkü yargıcımız RAB'dir; Yasamızı koyan RAB'dir, Kralımız RAB'dir, bizi O kurtaracak.

[23] Senin gemilerinin halatları gevşedi, Direklerinin dibini pekiştirmediler, Yelkenleri açmadılar. O zaman büyük ganimet paylaşılacak, Topallar bile yağmaya katılacak.

[24] Siyon'da oturan hiç kimse "Hastayım" demeyecek, Orada yaşayan halkın suçu bağışlanacak.

Yeşaya — Chapters