Skip to content
Opens in a new window
Listen to this chapter • 7:44

[1] İsa halka bütün bunları söyledikten sonra Kefernahum şehrine gitti.

[2] Orada bir yüzbaşı vardı. Onun çok değer verdiği kölesi hastaydı, ölmek üzereydi.

[3] İsa’yla ilgili haberleri duyunca O’na bazı Yahudi ileri gelenlerini gönderdi. Kölesinin hayatını kurtarması için O’ndan ricada bulunmalarını istedi.

[4] Yahudi ileri gelenleri İsa’ya gidip yüzbaşıya yardım etmesi için yalvardılar. “Bu adam senin yardımına lâyıktır.

[5] Halkımızı seviyor, bizim için havrayı da o yaptırdı” dediler.

[6] Bunun üzerine İsa onlarla gitti. Eve iyice yaklaştıklarında yüzbaşı arkadaşlarıyla O’na şu haberi yolladı: “Efendimiz, lütfen zahmet etme. Ayağıma kadar gelmene lâyık değilim.

[7] Bu yüzden ben de sana gelmeye kalkışmadım; sen yeter ki emir ver, uşağım şifa bulur.

[8] Emretmek nedir bilirim, çünkü ben de hem emir alır hem de emir veririm. Bir askere, ‘Git’ derim, gider. Başka bir askere, ‘Gel’ derim, gelir. Uşağıma, ‘Şunu yap’ derim, yapar.”

[9] İsa bu sözleri duyunca yüzbaşıya hayran oldu. Peşindeki kalabalığa dönerek şöyle dedi: “Size şunu söyleyeyim, İsrail’de bile böyle büyük iman görmedim.”

[10] Bu arada yüzbaşının İsa’ya gönderdiği adamlar eve dönünce uşağı iyileşmiş buldular.

[11] Ertesi gün İsa ve şakirtleri Nain adlı şehre gittiler. Büyük bir kalabalık onlara eşlik ediyordu.

[12] İsa şehrin kapısına yaklaştığında bir cenaze alayı gördü. Ölen, dul bir kadının tek oğluydu. Şehirden birçok kişi de kadınla birlikteydi.

[13] İsa kadını görünce yüreği sızladı; “Ağlama” dedi.

[14] Açık cenaze sedyesine yaklaşıp dokundu. Sedyeyi taşıyanlar birden durdular. İsa ölü adama şöyle seslendi: “Delikanlı, sana söylüyorum, kalk!”

[15] Ölü genç doğrulup konuşmaya başladı. İsa onu annesine verdi.

[16] Herkesi bir korku sarmıştı. Allah’a hamdettiler, “Aramızdan büyük bir peygamber çıktı. Allah halkına yardıma geldi” dediler.

[17] İsa’yla ilgili bu haber bütün Yahudiye’ye ve çevresine yayıldı.

[18] Yahya’nın şakirtleri ona bütün bu olanları anlattılar. Yahya şakirtlerinden ikisini çağırdı.

[19] Onlara şöyle dedi: “İsa’ya gidin, ‘Mesih’in geleceğini biliyoruz. Sen O musun, yoksa başkasını mı bekleyelim?’ diye sorun.”

[20] Adamlar İsa’ya gittiler; O’na, “Vaftizci Yahya sana şunu sormamızı istedi” dediler; “‘Mesih’in geleceğini biliyoruz. Sen O musun, yoksa başkasını mı bekleyelim?’”

[21] O sırada İsa birçok insanı hastalıklarından, tutuldukları illetlerden ve cinlerden kurtarıp şifa verdi, birçok körün gözlerini açtı.

[22] Bu soru üzerine Yahya’nın şakirtlerine şöyle cevap verdi: “Yahya’ya gidin, gördüklerinizi, duyduklarınızı anlatın. Körlerin gözleri açılıyor, kötürümler yürüyor, cüzamlılar şifa buluyor, sağırlar işitiyor, ölüler diriliyor ve kurtuluş müjdesi fakirlere duyuruluyor.

[23] Benim kim olduğumdan şüphe etmeyene ne mutlu!”

[24] Yahya’nın habercileri gidince İsa halka Yahya’dan söz etmeye başladı. “Kırlarda ne görmeye gittiniz? Rüzgârda sallanan kamış gibi iradesiz bir adam mı?

[25] Söyleyin, ne görmeye gittiniz? Şık elbiseler içinde birini mi? Tabii ki hayır! Muhteşem kıyafetler giyenler, keyif sürenler kral saraylarında yaşarlar.

[26] Öyleyse ne görmeye gittiniz? Bir peygamber mi? Evet, size şunu söyleyeyim, peygamberden de üstün birini gördünüz!

[27] Tevrat’ta onun hakkında şöyle yazılmıştır: ‘Bak habercimi senden önce gönderiyorum. İnsanları senin gelişine o hazırlayacak.’

[28] “Size şunu söyleyeyim, Yahya, gelmiş geçmiş bütün insanlardan daha üstündür. Fakat Allah’ın Hükümranlığı’ndaki en önemsiz kişi bile Yahya’dan üstündür.”

[29] Yahya tarafından vaftiz edilen halk, hatta vergiciler bile, bunu duyunca Allah’ın yolunun hak yolu olduğunu kabul ettiler.

[30] Fakat Ferisiler ve şeriat âlimleri Yahya’nın eliyle vaftiz edilmeye yanaşmadılar, böylece Allah’ın kendileri için murat ettiğini de reddetmiş oldular.

[31] İsa sözlerine şöyle devam etti: “Bu çağın insanlarını ne ile karşılaştırayım? Neye benziyorlar?

[32] Pazar yerinde oturup birbirlerine, ‘Size kaval çaldık, oynamadınız; ağıt yaktık, yas tutmadınız’ diyen çocuklara benziyorlar.

[33] “Vaftizci Yahya geldiği zaman oruç tuttu, şarap içmedi. Ona ‘cinli’ dediniz.

[34] İnsanoğlu geldiğinde yiyip içti. Bu kez de, ‘Şu obur ve ayyaş adama bakın! Vergiciler ve günahkârlarla dost oldu!’ diyorsunuz.

[35] Allah hikmet sahibidir, her ikimizin de amellerini O tasdik eder.”

[36] Ferisilerden biri İsa’yı yemeğe davet etti. İsa Ferisi’nin evine gidip sofraya oturdu.

[37] O şehirde günahkâr olarak bilinen bir kadın vardı. İsa’nın Ferisi’nin evinde yemek yediğini duydu. Kaymaktaşından yapılmış kap içinde hoş kokulu pahalı bir yağ getirdi.

[38] Ağlayarak İsa’nın ayaklarının dibinde durdu. O’nun ayaklarını gözyaşlarıyla ıslatmaya başladı. Sonra saçlarıyla kuruladı ve defalarca öperek yağla ovdu.

[39] İsa’yı evine çağıran Ferisi bunu görünce içinden şöyle dedi: “Bu adam peygamber olsaydı, kendisine dokunan bu kadının kim ve ne tür bir kadın olduğunu bilirdi. Günahkâr biri olduğunu anlardı.”

[40] Bunun üzerine İsa Ferisi’ye döndü, “Simun, sana bir söyleyeceğim var” dedi. Simun, “Buyur Hocam” dedi.

[41] İsa anlatmaya başladı: “Aynı tefeciye borcu olan iki adam varmış. Bir tanesinin beş yüz, diğerinin ise elli dinar borcu varmış.

[42] İkisinin de parası yokmuş, bu yüzden borçlarını ödeyemiyorlarmış. Buna rağmen tefeci onların borçlarını silmiş. Şimdi bu iki adamdan hangisi tefeciyi daha çok sever?”

[43] Simun, “Bence ona daha çok borcu olan” diye cevap verdi. İsa, “Haklısın” dedi.

[44] Sonra kadına bakarak Simun’a şunları söyledi: “Bu kadını görüyor musun? Ben senin evine geldiğimde ayaklarımı yıkamak için su vermedin. Fakat o ayaklarımı gözyaşlarıyla ıslatıp saçlarıyla kuruladı.

[45] Sen beni öpüp selâmlamadın, fakat o geldiğimden beri ayaklarımı öpüp duruyor.

[46] Sen başıma zeytinyağı sürmedin, fakat o ayaklarımı güzel kokulu yağla ovdu.

[47] Sana şunu söyleyeyim, onun bir sürü günahı affedildi. İşte bu kadar çok sevmesinin sebebi budur. Günahı az olup affedilenlerse az sever.”

[48] İsa kadına, “Günahların affedildi” dedi.

[49] Sofradakiler kendi aralarında, “Bu adam kim ki, günahları bile affediyor?” diye konuşmaya başladılar.

[50] İsa kadına, “İmanın sayesinde günahlarından kurtuldun. Selâmetle git” dedi.

Luka — Chapters