Skip to content
Opens in a new window
Listen to this chapter • 8:22

[1] Bu sırada binlerce insan İsa’nın olduğu yere akın etti; öyle büyük bir izdiham oldu ki, neredeyse birbirlerini ezeceklerdi. İsa halka hitap etmeden önce şakirtlerine şöyle dedi: “Ferisilerin mayasından, yani ikiyüzlülüğünden sakının.

[2] Örtülü olan her şey açığa çıkarılacak, gizli olan her şey bilinecektir.

[3] Karanlıkta söylediğiniz her şey gün ışığında duyurulacak. Kapalı kapılar ardında fısıldadıklarınız damlardan haykırılacaktır.”

[4] “Dostlarım, size şunu söyleyeyim, insanlardan korkmayın. Bedeni öldürebilirler, fakat ondan fazlasını yapamazlar.

[5] Esas kimden korkmanız gerektiğini size söyleyeyim. Sizi öldürüp cehenneme atma gücü olan Allah’tan korkmalısınız. Evet, size diyorum, esas korkmanız gereken Allah’tır.

[6] Beş serçe ancak iki metelik eder. Fakat Allah hiçbirini unutmaz.

[7] Allah başınızdaki saç tellerinin sayısını bile bilir. Korkmayın. Siz serçelerden daha değerlisiniz.”

[8] “Size şunu söyleyeyim, insanların önünde beni açıkça kabul edeni ben de Allah’ın melekleri huzurunda açıkça kabul edeceğim.

[9] Fakat beni başkalarının önünde reddedeni ben de Allah’ın melekleri huzurunda reddedeceğim.

[10] İnsanoğlu aleyhinde konuşan affedilecek; fakat Mukaddes Ruh’a küfreden affedilmeyecektir.

[11] “Sizi havra cemaatlerinin, ileri gelenlerin ve hükümdarların huzuruna çıkardıkları zaman, ‘Kendimizi nasıl savunacağız veya ne söyleyeceğiz’ diye endişelenmeyin.

[12] Mukaddes Ruh size o zaman ne söylemeniz gerektiğini öğretecektir.”

[13] Kalabalığın içinden biri İsa’ya, “Hocam, kardeşime söyle de babamdan kalan mirası benimle paylaşsın” dedi.

[14] İsa ona şöyle dedi: “Aranızda hakemlik edeceğimi nereden çıkardınız?”

[15] Sonra İsa kalabalığa dönerek, “Dikkat edin, kendinizi her türlü açgözlülükten koruyun, çünkü insanın hayatı sahip olduğu mallara bağlı değildir” dedi.

[16] Sonra onlara şu misali verdi: “Bir zamanlar zengin bir adam varmış. Toprağı bol ürün verirmiş.

[17] Adam kendi kendine, ‘Ürünümü saklayacak yerim yok, ne yapmalıyım?’ diye sormuş.

[18] “Sonra da, ‘Şöyle yapacağım’ demiş. ‘Ambarlarımı yıkıp daha büyüklerini yapacağım. Bütün buğdayımı, ürünümü yeni ambarlarımda saklayacağım.’

[19] Kendime, ‘Ey canım, yıllarca yetecek kadar bol malın var. Rahatına bak, ye, iç, hayatın tadını çıkar diyeceğim.’

[20] “Fakat Allah ona, ‘Seni akılsız adam! Bu gece canından olacaksın. Biriktirdiklerin kime kalacak?’ demiş.

[21] “İşte kendisi için servet biriktiren, fakat Allah katında zengin olmayan kişinin sonu böyle olur.”

[22] İsa şakirtlerine, “Bu sebeple size şunu söyleyeyim” dedi, “canınızın ve bedeninizin ihtiyaçları için tasalanmayın. ‘Ne yiyeceğiz veya ne giyeceğiz?’ diye dert etmeyin.

[23] Can yiyecekten, beden de giyecekten daha önemlidir.

[24] Kargalara bakın! Ne ekerler, ne biçerler, ne kilerleri, ne de ambarları vardır. Fakat Allah onları doyurur. Siz kuşlardan çok daha değerlisiniz.

[25] Hiçbiriniz endişelenerek ömrünüzü bir an bile uzatamazsınız.

[26] Bu kadarını yapamadıktan sonra neden diğer şeyleri dert ediyorsunuz?

[27] “Zambakların nasıl büyüdüğüne bakın. Onlar ne çalışır, ne de giyecek için kaygılanırlar. Size şunu söyleyeyim, bütün ihtişamına rağmen Süleyman bile bu çiçeklerden biri kadar güzel giyinmemişti.

[28] Sizi kıt imanlılar, şu kırdaki ota bakın! Bugün var, yarın ocağa atılır. Yine de Allah otu büyük itinayla yaratmıştır. Öyleyse sizi giydireceği çok daha kesindir.

[29] O zaman, ‘Ne yiyeceğiz, ne içeceğiz?’ diye kaygılanmayın.

[30] Allah’ı tanımayan bütün halklar böyle şeylerin peşindedir. Aslında semavî Babanız Allah da sizin yiyeceğe, giyeceğe ihtiyacınız olduğunu bilir.

[31] Siz Allah’ın Hükümranlığı’na öncelik verin, o zaman size bunlar da verilecektir.

[32] “Korkma, ey küçük sürü! Çünkü semavî Babanız Allah sizleri Hükümranlığı’na ortak etmeye razı olmuştur.

[33] Mallarınızı satın, parasını ihtiyacı olanlara verin. Bu sayede eskimeyen bir keseye, semada tükenmeyen bir servete sahip olursunuz. Orada hiçbir hırsız ona yaklaşamaz, güveler onu yiyemez.

[34] Servetiniz neredeyse, kalbiniz de oradadır.”

[35] “Her an hizmete hazır olun; kandilleriniz yanar durumda olsun!

[36] Düğünden eve dönecek olan efendilerini bekleyen köleler gibi olun. Efendi gelir, kapıyı çalar, köleler de hemen ona kapıyı açarlar.

[37] Efendileri eve döndüğünde uyanık ve hazır bulacağı kölelere ne mutlu! Size doğrusunu söyleyeyim, efendileri hazırlık yapacak, köleleri sofraya oturtup onlara hizmet edecek.

[38] Efendi ister gece yarısı, ister daha geç saatte gelsin, uyanık bulacağı kölelere ne mutlu!

[39] “Şunu iyi bilin: Ev sahibi hırsızın hangi saatte geleceğini bilse, evinin soyulmasına fırsat vermez.

[40] Bu yüzden siz de her an hazır olun, zira İnsanoğlu hiç ummadığınız bir anda gelecektir.”

[41] Petrus, “Efendimiz, bu misali bizim için mi anlatıyorsun, yoksa herkes için mi?” diye sordu.

[42] İsa şöyle dedi: “Sadık ve akıllı bir kâhya düşünün. Efendisi onu diğer kölelerin başına getirir ve onlara zamanında yiyecek vermekle vazifelendirir.

[43] Efendisi eve döndüğünde iş başında bulacağı o kâhyaya ne mutlu!

[44] Emin olun, efendisi onu bütün mallarının başına koyacak.

[45] Fakat kâhya kendi kendine, ‘Efendimin gelişine çok var’ der ve diğer köleleri dövmeye başlarsa, yiyip içip sarhoş olursa,

[46] efendisi ummadığı bir anda gelecek; onu şiddetle cezalandıracak, kendisine sadık olmayanlarla bir tutacaktır.

[47] “Efendisinin isteğini bilip de hazırlık yapmayan, onun isteğini yerine getirmeyen kölenin cezası büyük olacaktır!

[48] Peki efendisinin isteğini bilmeyen köleye ne olacak? Cezayı hak etse de cezası küçük olacak. Kime çok verilmişse, ondan çok beklenecek. Kime daha çok şey emanet edilmişse, ondan daha fazlası istenecektir.

[49] “Ben dünyayı bir yangın yerine çevirmeye geldim. Keşke bu yangın şimdiden başlamış olsaydı!

[50] Katlanmam gereken büyük bir elem var. Bunu bir elem vaftizine benzetiyorum. Bu vaftiz olup bitene kadar nasıl da sıkıntı çekiyorum!

[51] Yeryüzüne selâmet getirmeye mi geldim sanıyorsunuz? Hayır diyorum, ben husumet getirmeye geldim.

[52] Bundan böyle beş kişilik bir aile, ikiye karşı üç, üçe karşı iki olarak bölünecek.

[53] Baba oğluna, oğul babasına, anne kızına, kız annesine, kaynana gelinine, gelin de kaynanasına karşı olacaktır.”

[54] Sonra İsa halka şöyle dedi: “Batıda bir bulutun yükseldiğini görünce hemen, ‘Yağmur geliyor’ dersiniz ve yağmur yağmaya başlar.

[55] Lodos estiğinde, ‘Bugün çok sıcak olacak’ dersiniz ve öyle olur.

[56] Sizi ikiyüzlüler! Yerin ve göğün durumundan bir anlam çıkarmayı biliyorsunuz, nasıl oluyor da yaşadığınız zamanı anlamakta zorlanıyorsunuz?

[57] “Doğru olana neden kendiniz karar vermiyorsunuz?

[58] Sizden davacı olanla mahkeme yolunda anlaşmaya bakın. Eğer anlaşamazsanız, sizi hâkimin huzuruna sürükler. Hâkim sizi gardiyana verir, gardiyan da sizi hapse atar.

[59] Size söylüyorum, borcunuzu son kuruşuna kadar ödemeden hapisten çıkamazsınız.”

Luka — Chapters