Skip to content
Opens in a new window
Listen to this chapter • 4:11

[1] Allah’ın sevgili evlatlarısınız; yaptığınız her şeyde O’nu örnek alın.

[2] Bizi seven ve uğrumuza canını veren Mesih gibi sevgiyle yaşayın; O, güzel kokulu adak, Allah’ı hoşnut eden kurban oldu.

[3] Aranızda zina, iffetsizlik ya da açgözlülük söz konusu bile olmasın. Böyle şeyler, Allah’ın halkına yakışmaz.

[4] Açık saçıklık, saçma konuşmalar ya da kaba şakalar da olmasın. Bunlar size yaraşmaz. Bunun yerine Allah’a şükredin.

[5] Ahlâksız, iffetsiz ya da putperestle bir olan açgözlü insana Mesih’in ve Allah’ın hükümranlığında yer yoktur; bundan emin olun.

[6] Kimse sizi boş laflarla kandırmasın; Allah’a itaat etmeyenler bu günahlar yüzünden O’nun gazabına uğrayacak.

[7] Bu tür insanlarla oturup kalkmayın.

[8] Geçmişte sizler de onlar gibi, dünyayı saran ruhani karanlıkla birdiniz. Fakat şimdi Rab’be aitsiniz, dünyaya ışık oldunuz; ışığın evlatları olarak yaşayın.

[9] Çünkü ışığın ürünü her türlü iyilik, doğruluk ve hakikattir.

[10] Rab’bi neyin hoşnut edeceğini ayırt etmeye çalışın.

[11] Karanlık ve faydasız amellere katılmayın; aksine bunları ifşa edin.

[12] Bazılarının gizlice yaptıklarını ağza almak bile ayıptır.

[13] Ancak ışık bunların hepsini açığa çıkarır.

[14] Evet, her şeyi aydınlığa çıkaran şey ışıktır. İşte o yüzden şöyle diyoruz: “Uyan, ey uyuyan, ölümden diril! Mesih sana ışık saçacak.”

[15] Öyleyse nasıl yaşadığınıza dikkat edin. Hikmetten mahrum insanlar gibi değil, hikmetli insanlar gibi yaşayın;

[16] her fırsatı değerlendirin, çünkü kötü bir zamanda yaşıyoruz.

[17] Akılsızlık etmeyin; Rab’bin sizden ne istediğini anlayın.

[18] Aşırı içip sarhoş olmayın. Sarhoşluk yakışıksız davranışlara yol açar. Bunun yerine Mukaddes Ruh’la dolun.

[19] Birbirinize mezmurlar, ilahiler, ruhani ezgiler söyleyin; yüreğinizden Rab’be terennüm edin, O’na nağmeler yükseltin.

[20] Her zaman Efendimiz İsa Mesih’in adıyla her şey için semavî Babamız Allah’a şükredin.

[21] Mesih’e duyduğunuz saygıdan ötürü birbirinize tâbi olun.

[22] Ey kadınlar, Rab’be tâbi olduğunuz gibi kocalarınıza da tâbi olun.

[23] Mesih’in cemaati bir bedendir; Mesih bu bedenin başı ve kurtarıcısıdır. Aynı şekilde koca da karısının başıdır.

[24] Cemaat Mesih’e tâbi olduğu gibi, kadınlar da her şeyde kocalarına tâbi olmalıdır.

[25] Ey kocalar, Mesih, müminler cemaatini nasıl sevdiyse ve onun uğruna kendini feda ettiyse, siz de karılarınızı öyle sevin.

[26] Mesih, cemaati Allah’a vakfetmek için canını verdi. Kelâm vazedilince Mesih iman edenleri vaftiz vasıtasıyla temiz kılar.

[27] Amacı, cemaati bütün haşmetiyle bir gelin gibi kendi huzuruna çıkarmaktır. Üzerinde leke, buruşukluk ya da benzeri bir şey bulunmasını istemiyor. Kendisine vakfolup kusursuz olmasını istiyor.

[28] Aynı şekilde kocalar da tıpkı kendi bedenlerini sever gibi karılarını sevmelidir. Karısını seven kendisini seviyor demektir.

[29] Hiç kimse kendi bedenine düşman olmaz, aksine, onu besler, kayırır. Mesih de kendi cemaati için işte bunu yapar.

[30] Çünkü biz O’nun bedeninin birer azasıyız.

[31] Bu sebeple Tevrat’ta yazıldığı gibi, “Adam annesini babasını terk edecek, karısıyla birleşecek ve ikisi tek beden olacaklar.”

[32] Bu ayetle derin bir sır açıklanıyor; ben bunu Mesih ve cemaatiyle ilgili yorumluyorum.

[33] Fakat sizin için de geçerlidir: kocalar karılarını kendileri gibi sevsin, karılar da kocalarına saygı göstersin.

Efesli̇ler — Chapters