Skip to content
Opens in a new window
Listen to this chapter • 1:59

[1] İnsanlar arasından seçilen her başkâhin, günahlara karşılık sunular ve kurbanlar sunmak üzere Tanrı’yla ilgili konularda insanları temsil etmek için atanır.

[2] Bilgisizlere, yoldan sapanlara yumuşak davranabilir. Çünkü kendisi de zayıflıklarla kuşatılmıştır.

[3] Bundan ötürü, halk için olduğu gibi, kendisi için de günah sunusu sunmak zorundadır.

[4] Kimse başkâhin olma onurunu kendi kendine alamaz; ancak Harun gibi, Tanrı tarafından çağrılırsa alır.

[5] Nitekim Mesih de başkâhin olmak için kendi kendini yüceltmedi. O’na, “Sen benim Oğlum’sun, Bugün ben sana Baba oldum” diyen Tanrı O’nu yüceltti.

[6] Başka bir yerde de diyor ki, “Melkisedek düzeni uyarınca Sen sonsuza dek kâhinsin.”

[7] Mesih, yeryüzünde olduğu günlerde kendisini ölümden kurtaracak güçte olan Tanrı’ya büyük feryat ve gözyaşlarıyla dua etti, yakardı ve Tanrı korkusu nedeniyle işitildi.

[8] Oğul olduğu halde, çektiği acılarla söz dinlemeyi öğrendi.

[9] Yetkin kılınınca, sözünü dinleyen herkes için sonsuz kurtuluş kaynağı oldu.

[10] Çünkü Tanrı tarafından Melkisedek düzeni uyarınca başkâhin atanmıştı.

[11] Bu konuda söyleyecek çok sözümüz var, ama kulaklarınız uyuştuğu için anlatmak zor.

[12] Şimdiye dek öğretmen olmanız gerekirken, Tanrı sözlerinin temel ilkelerini size yeni baştan öğretecek birine ihtiyacınız var. Size yine süt gerekli, katı yiyecek değil!

[13] Sütle beslenen herkes bebektir ve doğruluk sözünde deneyimsizdir.

[14] Katı yiyecek, yetişkinler içindir; onlar duyularını iyi ile kötüyü ayırt etmek üzere alıştırmayla eğitmiş kişilerdir.

İbrani̇ler — Chapters