Skip to content
Opens in a new window
Listen to this chapter • 4:24

[1] Kardeşler, atalarımızın hepsinin bulut altında korunduğunu ve hepsinin denizden geçtiğini bilmenizi istiyorum.

[2] Musa’ya bağlanmak üzere hepsi bulutta ve denizde vaftiz edildi.

[3] Hepsi aynı ruhsal yiyeceği yedi;

[4] hepsi aynı ruhsal içeceği içti. Artlarından gelen ruhsal kayadan içtiler; o kaya Mesih’ti.

[5] Ne var ki, Tanrı onların çoğundan hoşnut değildi; nitekim cesetleri çöle serildi.

[6] Bu olaylar, onlar gibi kötü şeylere özlem duymamamız için bize ders olsun diye oldu.

[7] Onlardan bazıları gibi puta tapanlar olmayın. Nitekim şöyle yazılmıştır: “Halk yiyip içmeye oturdu, sonra kalkıp çılgınca eğlendi.”

[8] Onlardan bazıları gibi fuhuş yapmayalım. Fuhuş yapanların yirmi üç bini bir günde yok oldu.

[9] Yine bazıları gibi Rab’bi denemeyelim. Böyle yapanları yılanlar öldürdü.

[10] Kimileri gibi de söylenip durmayın. Söylenenleri ölüm meleği öldürdü.

[11] Bu olaylar başkalarına ders olsun diye onların başına geldi; çağların sonuna ulaşmış olan bizleri uyarmak için yazıya geçirildi.

[12] Onun için, ayakta sağlam durduğunu sanan dikkat etsin, düşmesin!

[13] Herkesin karşılaştığı denemelerden başka denemelerle karşılaşmadınız. Tanrı güvenilirdir, gücünüzü aşan biçimde denenmenize izin vermez. Dayanabilmeniz için denemeyle birlikte çıkış yolunu da sağlayacaktır.

[14] Bu nedenle, sevgili kardeşlerim, putperestlikten kaçının.

[15] Aklı başında insanlarla konuşur gibi konuşuyorum. Söylediklerimi kendiniz tartın.

[16] Tanrı’ya şükrettiğimiz şükran kâsesiyle Mesih’in kanına paydaş olmuyor muyuz? Bölüp yediğimiz ekmekle Mesih’in bedenine paydaş olmuyor muyuz?

[17] Ekmek bir olduğu gibi, biz de çok olduğumuz halde bir bedeniz. Çünkü hepimiz bir ekmeği paylaşıyoruz.

[18] İsrail halkına bakın; kurban etini yiyenler sunağa paydaş değil midir?

[19] Öyleyse ne demek istiyorum? Puta sunulan kurban etinin bir özelliği mi var? Ya da putun bir önemi mi var?

[20] Hayır, yok! Dediğim şu: Putperestler kurbanlarını Tanrı’ya değil, cinlere sunuyorlar. Cinlerle paydaş olmanızı istemem.

[21] Hem Rab’bin, hem cinlerin kâsesinden içemezsiniz; hem Rab’bin, hem cinlerin sofrasına ortak olamazsınız.

[22] Yoksa Rab’bi kıskandırmaya mı çalışıyoruz? Biz O’ndan daha mı güçlüyüz?

[23] “Her şey serbest” diyorsunuz, ama her şey yararlı değildir. “Her şey serbest” diyorsunuz, ama her şey yapıcı değildir.

[24] Herkes kendi yararını değil, başkalarının yararını gözetsin.

[25] Kasaplar çarşısında satılan her eti vicdan sorunu yapmadan, sorgusuz sualsiz yiyin.

[26] Çünkü “Yeryüzü ve içindeki her şey Rab’bindir.”

[27] İman etmemiş biri sizi yemeğe çağırır, siz de gitmek isterseniz, önünüze konulan her şeyi vicdan sorunu yapmadan, sorgusuz sualsiz yiyin.

[28] Ama biri size, “Bu kurban etidir” derse, hem bunu söyleyen için, hem de vicdan huzuru için yemeyin.

[29] Senin değil, öbür adamın vicdan huzuru için demek istiyorum. Benim özgürlüğümü neden başkasının vicdanı yargılasın?

[30] Şükrederek yemeğe katılırsam, şükrettiğim yiyecekten ötürü neden kınanayım?

[31] Sonuç olarak, ne yer ne içerseniz, ne yaparsanız, her şeyi Tanrı’nın yüceliği için yapın.

[32] Yahudiler’in, Grekler’in ya da Tanrı topluluğunun tökezleyip düşmesine neden olmayın.

[33] Ben de kendi yararımı değil, kurtulsunlar diye birçoklarının yararını gözeterek herkesi her yönden hoşnut etmeye çalışıyorum.

1.kori̇ntli̇ler — Chapters