Skip to content
Opens in a new window
Listen to this chapter • 5:47

[1] Bakın, sayısız iman şahidi etrafımızı bir bulut gibi sarıyor! Önümüzde bir yarış var. O halde bize engel olan her şeyi ve bizi kolayca saran günahı üzerimizden atalım. Önümüzdeki yarışı azimle koşalım.

[2] Gözümüz İsa’da olsun. O imanımızın öncüsü ve tamamlayıcısıdır. İsa utancı hiçe sayıp çarmıhta ölüme katlandı. Çünkü kendisini bekleyen sevinci biliyordu. Şimdi Allah’ın tahtının sağında oturmaktadır.

[3] Günahkârların bunca husumetine katlanan İsa’yı düşünün. Böylece yorulup cesaretinizi yitirmezsiniz.

[4] Günaha karşı verdiğiniz mücadelede henüz kanınızı akıtacak kadar direnmiş değilsiniz.

[5] Ancak size verilen nasihati unuttunuz. Bu nasihatte size oğullar diye hitap edilmektedir. Nitekim Süleyman Peygamber şöyle yazdı: “Oğlum, Rab’bin terbiyesini hafife alma. Rab seni azarlarsa cesaretini kaybetme.

[6] Çünkü Rab sevdiği insanı terbiye eder. Evlatlığa kabul ettiği herkesi gerektiğinde cezalandırır.”

[7] Allah sizi terbiye ettiği zaman acılara katlanın. Allah size bir baba gibi davranıyor. Her baba oğlunu terbiye eder.

[8] Allah bütün evlâtlarına yaptığı gibi, sizi de terbiye etmektedir; etmezse, O’nun hakiki evlâtları olamazsınız, sahipsiz gayri meşru çocuklar durumunda kalırsınız.

[9] Kaldı ki, dünyevî babalarımız da bizi terbiye ederdi, biz de onlara saygı duyardık. Allah ruhani Babamız’dır. Öyleyse O’na teslim olmamız çok daha önemlidir. Öyle yaparsak, ebedî hayatımız olur.

[10] Dünyevî babalarımız bizi kısa bir süre için uygun gördükleri gibi terbiye ettiler. Fakat Allah bizi kendi yararımıza terbiye eder. Ancak böylece O’nun gibi pak oluruz.

[11] Terbiye edilmek ilk başta insana hoş gelmez. İnsanın canını yakar. Fakat böyle eğitilenler en sonunda bunun yararını görür. Sâlih hayatın ürünü olan selâmete erişirler.

[12] Bunun için sarkık ellerinizi kaldırın, bükük dizlerinizi doğrultun.

[13] Ayaklarınıza düz yollar açın. O zaman burkulan ayak sakat kalmaz, tersine iyileşir.

[14] Herkesle barış içinde yaşamaya çalışın. Kendinizi tamamen Rab’be vakfedin. Bunu yapmayanlar Rab’bi göremeyecek.

[15] Sakın hiçbiriniz Allah’ın lütfundan mahrum kalmasın. Aranızda kimse zararlı bir ot gibi büyüyüp fesat çıkarmasın, birçoklarını zehirlemesin.

[16] Hiçbiriniz fuhuş yapmasın, ya da Esav gibi mukaddes değerleri bayağı görmesin. Esav, Yakub’un ilk oğlu olarak özel haklara sahipti. Bu hakları bir öğün yemeğe sattı.

[17] Bildiğiniz gibi Esav daha sonra ilk oğul olduğu için babasının hayırduasını istedi. Fakat bu isteği reddedildi. Esav babasının hayırduası için gözyaşı döküp yalvardı. Fakat babasının verdiği kararı değiştiremedi.

[18] Sizler İsrail halkının durumunda değilsiniz, Sina Dağı gibi müşahhas bir dağa yaklaşmadınız. O dağ alev alev yanıyordu, koyu karanlık ve fırtınalarla doluydu.

[19] Aşağıda borazan çalıyordu, dağdan ilâhî bir ses geliyordu. İsrailoğulları bu sese tahammül edemediler; sesin kesilmesi için yalvardılar.

[20] Çünkü Allah’ın, “Dağa bir hayvan bile dokunsa taşlansın” emrine dayanamadılar.

[21] Manzara o kadar korkunçtu ki, Musa, “Çok korkuyorum, tir tir titriyorum” dedi.

[22] Siz ise Siyon Dağı’na, ebedî Allah’ın şehri semavî Kudüs’e yaklaştınız. Bayram sevinci içindeki binlerce meleğe katıldınız.

[23] İlk doğan oğullar gibi, Allah’ın bütün nimetlerini miras alanlara, adları semada yazılı olanların cemaatine katıldınız. Herkesin hâkimi olan Allah’a geldiniz. Kemale erdirilmiş sâlih kişilerin ruhlarına ve İsa’ya yaklaştınız.

[24] İsa, Allah’la halkı arasında yeni bir ahit düzenlemiştir. O’nun çarmıhta akıtılan kanı Habil’in kanından çok daha anlamlıdır.

[25] Sakın size seslenen Allah’ı dinlemeyi reddetmeyin. Allah, Musa Peygamber vasıtasıyla insanları yeryüzünde uyardı; O’nu dinlemeyi reddedenler cezadan kurtulamadılar. Şimdi Allah bizi semadan uyarıyor. O’ndan yüz çevirirsek, bizim de kurtulamayacağımız çok daha kesindir.

[26] Musa’nın zamanında Allah’ın sesi sadece yeri sarsmıştı. Şimdiyse Allah, “Bir kez daha yalnız yeri değil, göğü de sarsacağım” diye vaat etmiştir.

[27] “Bir kez daha” sözü şu anlama geliyor: Yaratılmış olan her şey sarsılıp ortadan kalkacak. Sadece sarsılmaz şeyler kalacak.

[28] Allah’ın hükümranlığı sarsılmaz. O hükümranlığa nail olduğumuz için minnettar olalım. Böylece Allah’ı razı edecek şekilde saygı ve korkuyla ibadet edebiliriz.

[29] Çünkü Allahımız yakıp yok eden bir ateş gibidir.

İbrani̇ler — Chapters