Skip to content
Opens in a new window
Listen to this chapter • 4:17

[1] Şunu demek istiyorum: Mirasçı her şeyin sahibiyse de reşit oluncaya kadar köleden farksızdır.

[2] Babasının belirlediği zamana kadar vasilerin, vekillerin gözetimi altında yaşar.

[3] Bunun gibi, biz de ruhen reşit olmadan önce dünyanın iptidai kaidelerinin esiriydik.

[4] Fakat zaman dolunca Allah, kadından doğan ve şeriata tâbi yaşayan semavî Oğlu’nu dünyaya gönderdi.

[5] Amacı, şeriatın hükmü altında olan bizleri esaretten kurtarmak ve oğulluk hakkını almamızı sağlamaktı.

[6] Oğullar olduğunuz için Allah, semavî Oğlu’nun, “Abba!” yani “Baba!” diye seslenen Ruhu’nu yüreklerinize gönderdi.

[7] Bu sebeple artık köle değil, hür oğullarsınız. Oğullar olduğunuz için de Allah sizi aynı zamanda İbrahim’e vaat ettiği bütün nimetlerin mirasçısı yaptı.

[8] Ne var ki eskiden Allah’ı tanımıyordunuz; hakikatte var olmayan tanrılara kölelik ettiniz.

[9] Şimdiyse Allah’ı tanıyorsunuz; daha doğrusu Allah tarafından tanındınız. Öyleyse nasıl oluyor da o iptidai kaidelere dönüyorsunuz? Yeniden bu güçsüz ve değersiz kaidelerin kölesi mi olmak istiyorsunuz?

[10] Özel günler, aylar, mevsimler, yıllar kutluyorsunuz!

[11] Sizin için kaygılanıyorum. Yoksa uğrunuza boş yere mi bu kadar emek verdim?

[12] Mümin kardeşlerim, size yalvarıyorum, benim gibi olun. Çünkü ben de sizin gibi oldum. Bana hep iyi davrandınız.

[13] Bildiğiniz gibi, hastayken yanınıza geldim; kurtuluş müjdesini size ilk defa o zaman vazettim.

[14] Hastalığım sizin için çetin bir tecrübe oldu; buna rağmen beni ne hor gördünüz ne de reddettiniz. Beni, Allah’ın bir meleğini, hatta Mesih İsa’yı kabul eder gibi kabul ettiniz.

[15] Şimdi o mutluluğunuza ne oldu? Sizin için şahitlik ederim ki, elinizden gelse gözlerinizi oyar bana verirdiniz.

[16] Peki, size hakikati söylediğim için düşmanınız mı oldum?

[17] Bazı sahtekârlar sizi kazanmaya gayret ediyor, fakat niyetleri iyi değil. Kendileri için gayret edesiniz diye sizi bizden ayırmak istiyorlar.

[18] Niyet iyiyse yalnız aranızda olduğum zaman değil, her zaman gayretli olmak iyidir.

[19] Evlatlarım! Mesih sizde biçimleninceye kadar sizin için âdeta doğum sancısı çekiyorum.

[20] Şimdi yanınızda olmak ve ses tonumu değiştirmek isterdim. Bu halinize şaşıyorum!

[21] Şeriatın hükmü altında yaşamak isteyen sizler söyleyin bana, şeriatın ne dediğini bilmiyor musunuz?

[22] Tevrat’ta İbrahim’in iki oğlu olduğu yazılıdır. Bunlardan biri köle kadından, biri de hür kadından doğdu.

[23] Köle kadından olan oğul olağan yoldan, hür kadından olan oğulsa Allah’ın vaadi sonucu doğdu.

[24] Burada bir mecaz vardır. Bu kadınlar iki ahdi temsil eder. Ahitlerden biri, yani şeriat, Sina Dağı’ndandır; bu ahit Hacer’e benzer. Hacer köle kadındır; bu yüzden köle çocuklar doğurur.

[25] Hacer, Arabistan’daki Sina Dağı’nı temsil eder. Şimdiki Kudüs’ün karşılığıdır. Çünkü kendisi de çocukları da kölelik etmektedir.

[26] Oysa semavî Kudüs hürdür, annemiz odur.

[27] Nitekim Tevrat’ta şöyle yazılmıştır: “Sevin, çocuk doğurmayan ey kısır kadın! Doğum sancısı nedir bilmeyen sen, yükselt sesini, haykır! Çünkü terk edilmiş kadının çocukları, kocası olanınkinden daha çoktur.”

[28] Mümin kardeşlerim, İshak gibi sizler de Allah’ın vaadi sonucu doğan evlatlarsınız.

[29] Fakat olağan yoldan doğan, Allah’ın Ruhu’nun kuvvetiyle doğana o zaman nasıl zulmettiyse, şimdi de öyle oluyor.

[30] Allah Tevrat’ta İbrahim’e ne diyor? “Köle kadını ve oğlunu evinden uzaklaştır. Çünkü köle kadının oğlu hür kadının oğluyla birlikte asla mirasa ortak olmayacaktır.”

[31] İşte böyle mümin kardeşlerim, bizler köle kadının değil, hür kadının çocuklarıyız.

Galatyalilar — Chapters